Ebu Huzeyfe » 12:45 25-Mart-2008
يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ {31}
31. Ey ademoğulları! Her mescid yanında zinetinizi alın (takının). Yiyin, için ve aşırı gitmeyin (israf etmeyin). Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez.
Bu ayet iki konuya vurgu yapıyor; şık (temiz) giyinmek ve yeme-içme! Bu iki konu başlangıçta kopuk ve alakasız gibi görünüyor ama dikkatlice incelendiğinde tam bir uyum göze çarpıyor.
Zinetini alma terimini belki de tüm müfessirler, tam olarak giyinmeye yorumlamışlardır. Her mescidin yanında terimini de her namaz için camiye gittiğinizde diye tefsir etmişlerdir. Buna göre, namaz için her ne kadar avret mahallini örtmek yeterli ise de bu sadece asgari sınırıdır. Bundan sonra her kim daha mükemmel ve temiz giyinirse, bu onun namaza ve Sahibine gösterdiği önemi ortaya koymuş olmaktadır. Üstü açık (atletsiz), askılı atletle, gömlek-kravatla, yakasız gömlekle, gömlek üzerine cübbe vb ile, onun da üzerinde poşu vb takınmakla, takke ile, üzerinde sarık ile namaz kılmak bir değildir. En mükemmeli yakalamaya çalışmakla en asgari sınırı korumaya çalışmak bir değildir. Zinet, dört dörtlük mükemmel giyilen bir elbisenin üzerine ilave edilen aksesuardır.
Camiye gitme tabirinden, namazların camilerde ve cemaatle eda edilmesinin önemini vurgulamaya belki de gerek bile yok. Çünkü bu mana ve vurgu zaten ayetin için mevcut ve bir tefsire gerek duymaksızın anlaşılmakta.
"Yiyin, için ve aşırı gitmeyin" terimindeki "israf etmeyin" diye tercüme edilen kelimede kısmi bir yozlaşma vardır. Bugün israf (aşırılık) deyince daha çok yemeğin fazlasını ve artığını çöpe atmak ya da ekmeğin bayatını atmak akla geliyor. Halbuki Kur'anda israf kelimesinin kullanıldığı her yerde mana aşırılık ifade eder. Buna göre mana şöyle olur:
ALLAH'ın helal kıldıklarından yiyin ve için ama iki yönde de aşırı gitmeyin; ne helal gıdaları kendinize ve başkasına haram kılarak ne de yeme-içme konusunda aşırı giderek. Yani tıka-basa yemek, iki öğünden fazla yemek, sağlıksız yiyecekleri yemek, hazır gıda, fast food gibi zararlı yiyecekleri yemek, haram veya şüpheli şeyleri yemek, karışık yemek, mekruh hallerde yemek gibi durumlar aşırılıktan sayılmaktadır.
Ayetin siyak ve sibakı daha çok ilk şıkkı çağrıştırıyor; yani tıka-basa yemeyi. Çünkü "yiyin, için ve aşırı gitmeyin" tabirinde bu yeme ve içmede aşırı gitmeyin mefhumu hemen öne çıkıveriyor. Bunun iki büyük önemi var: a) daimi ibadet için beden sağlığını korumada ve b) ruhi huşû ve huzûu yakalayıp korumada. Ayrıca her namaza gidişinizde elbisenize dikkat edin tabirinden sonra -ve alakalı olarak- böyle bir cümlenin gelmesi, yine namaza giderken midenizin tıka-basa doldurulmamış olmasına dikkat edin vurgusunu öne çıkarmaktadır. Böylece ayetteki iki farklı nokta gibi görünen zinet takma ve yeme-içme ilişkisi de daha iyi anlaşılmış oluyor.
Bu konuyu –kanaatimizce- en iyi ele alan bilgin, Dr. Aidin Salih Hanımefendi'dir. O, Gerçek Tıp - Yitik Şifanın İzinde adlı eseriyle bu konuları en güzel bir biçimde işlemiştir.
Tefsirimizi bastan yazmaya baslamissak da arada bir diger sure ve ayetlerle ilgili notlarimizi ilgili yerlere dusmeye devam ediyoruz. Bunlardan bir tanesini yukarida sunduk.
Gelenek ve klasik olarak adlandirilan eski malumatlarin faydali olanlarini korurken modern doneme ait yeni soru ve sorunlari da cozme ve cevaplamaya gayret ediyoruz. Bu ozelligi ile tefisirimiz (genisletilmis mealimiz) farkliligini muhafaza ediyor.
Her farkli iyi degildir muhakkak. Ama iyiler de mutlaka farklidir!