Mustafa İslamoğlu Üzerine...

Alimler Peygamberlerin varisleridir.İslam Alimlerinin ve Önderlerinin bizlere ışık tutacak hayatları burada.

Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 15:24 12-Eylül-2008

Resim

Mustafa İslamoğlu Hoca ile sorunu olan bazı kardeşlerimiz var gibi...

Mümkünse tüm sıkıntı, şikayet ve eleştirilerini bu başlık altında paylaşmalarını rica edelim...

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 16:11 12-Eylül-2008

Mustafa islamoğlu kendi sitesinde sorulara cevap verirken birisine mukallid iseniz bu hususta mezhebinize uymalısınız gibi bir söz söylüyor.Ancak kendisi ise bakın nediyor.Aynen yazının sonuna alıyorum.Demekki ben müctehidim demeye getiriyor."Hanefi ekolünün cem kolaylığına yaklaşımı gerçekten kabul edilemez" gibi sözler söylüyor.Bu söz ne şimdi.İmamı azam adamsa bizde adamız demek değilde nedir.Ha deseki hanefi mezhebinin görüşü budur ancak ben bu mevzuda hanbeli mezhebini tercih ediyorum anlarız.Ama kim oluyorki kabul edilemez gibi sözler kullanıyor bu vatandaş anlayamadım.Karşısındaki sarı çizmeli mehmed ağa değil,İmamı azamdır,imameyndirAyrıca bir çok fetvasınıda problemli görüyorum.İbni abidin gibi bir fakih bile islamoğlu gibi mezhep tanımadan ictihadlara yeltenipde müctehidliğe soyunmuş ve kendini mutlak müctehid gibi görmüş değildir.

Hocam,
Ben ihl mezunu olduğum için imam hatipli kardeşlerimin açtığı siteleri sık sık ziyaret etmekte forumlarında paylaşımlarda bulunmaktayım.
Dün yine bir imam hatip sitesinin forumunda bir ağabey sizin şia olduğunuzu ve bunu bilerek mi kitaplarını okuduğumu,mezhepleri yok sayan ve sünneti/hadisi inkar etmesine rağmen yazılarınızı takip mi ettiğimi bana suail etti.bende bildiğim kadarıyla ve dilimin yettiğince sizin ehli sünnet olduğunuzu,şia ile ilgili fikirlerinizi izah etmeye çalıştım.
Ağabey sizin itikadınızı merak ettiğini ve hatta sizin mezhepsiz olduğunuzu iddia etti. ve bu konuda araştırma yaptığını,yinede gençlerin "kendini ehli sünnet tanıtıp tehlikeli zehirler empoze eden"e dikkat etmeleri için de ihtarda bulundu.
Hocam kusura bakmayın vaktinizi çalıyorum.bu konuda o kadar çok konuştu ki ağabey,bir kaç arkadaşın mezhep konusunda kafası karıştı.şunu sual etmek isterim,hem itikadi hem fıkhi mezheblerin insan hayatında okadarda önemi yok mudur?insan mezhepsiz de yaşayabilir mi?

26/07/2007

Aziz talib,
Ömrümde hiç Şii olmadım. Buna hiç ihtiyaç duymadım. Kendimi mezheple hiç tanımlamadım. Allah bizi Müslüman olarak adlandırdığını Kur'an'da söylüyor: (Huve semmakumu'l-müslimin: O sizi müslüman diye adlandırdı) Bu bana yetti. İftiracıları Allah'a havale ediyor, onlardan beri olduğumu ifade ediyor, huzur-i ilahide davacı olduğunu beyan ediyorum.
vesselam
---------------------------------------------------
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 16:35 12-Eylül-2008

İşte İslamoğlunun cennet ve cehennemin ebediliği hakkındaki cevabı.*** Ve Altında Ebubekir sifil hocanın cevabı.Ebubekir hocadan İktibas yapıyorum çünki islamoğlunun hatalarına cevap yazmakla bitiremem sanırım.Nasreddin hocanın kılıçla hata kazıması gibi...
Cennet ve Cehennem
Hocam Kur'an-da okuyup anladığıma göre cennet ve cehennem ebedidir. Fakat bu konu böyle bilinmiyor tam tersine günahlar kadar yandıktan sonra cennete girileceği (ateş bize sayılı gün değecektir) yahudi inancı gibi biliniyor.Cennet ve cehennem ebedi midir?
02/03/2007

CEVAP: Cennet ve cehennemin süresi üzerine yapılacak hiçbir tartışma sonuç vermez. çünkü gayba ilişkindir ve bu konuda ne Kur'an ne de sünnetten yola çıkılarak son söz söylenebilir. Sahabe bile bu konuda ikiye ayrılmıştı. Bizim yaygın inanışımızın aksini isbat için İbn Kayyım Hadi'l-ervah ila biladi'l-Efrah adında bir eser kaleme almıştı

http://www.mustafaislamoglu.com/haber_d ... ber_id=121

Okuyucu Soruları 23 CEHENNEM HAYATININ EBEDİLİĞİ TARTIŞMASI

Milli Gazete - 30 Aralık 2007

Soru
"Cennet ve cehennem hayatının ebediliği, Kur'an, Sünnet ve İcma ile sabit zarurat-ı diniyyedendir. Konuyla ilgili ayet ve hadisler burada zikredilemeyecek kadar fazladır. Ümmet seleften halefe bu itikat üzere icma edegelmiştir. İbn Hazm, "Merâtibu'l-İcma"da cennet ve cehennemin ebedî olduğu konusunda icma edildiğini ve bu icmaa muhalefet edenlerin küfründe icma bulunduğunu söyler. (E. Sifil, Milli Gazete, 24 Temmuz 2004)." Cehennemin ebediliği konusundaki bu yazınız için şöyle söylendi:
"Kuran'daki bir ayeti inkar etmek elbette küfürdür. Ancak burada Hadi'l-Ervah'da Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir "ebeden" kelimesini farklı anlıyorlarsa veya bu kelime etrafında tartışma varsa, önce bir durup araştıralım. Küfürdür deyip kesip atmak olmaz. Önce bir Hadi'l-Ervah'ı okuyun. Neden Hz. Ali ebedi olmadığına inanıyor ona bir bakın. Sonra küfür deyin ki bu kelime çok ağır bir kelimedir. İbnu Cevziye ile, onun yazdığı kitap ile, onun sunduğu delillerle tartışılması gereken bir konu." VE " İslamoğlu kaynak veriyor: Hadi'l-Ervah. Kavganızı gidin İbni Kayyım ile yapın benle değil diyor. Neden bu eser okunmadan ve içindeki sebepler ve deliller irdelenmeden İslamoğlu zan altında bırakılıyor. Kendisi diyor ki bunu bilmiyorum bence bu gaybdir. Verdiği kaynağı okumadan ve Hz. Ali'nin (ve diğer sahabelerin) neden "ebeden" kelimesini farklı anladıklarını anlamaya çalışmadan, araştırmadan bir alimi eleştirmek doğru mudur? …
Cevap
1. Cehennemin ebediliği tartışmasında Hadi'l-Ervah'ta ne Hz. Ebu Bekr'in ne de Hz. Ali'nin (Allah ikisinden de razı olsun) adı geçmektedir. Onlardan, "ebediyet" kelimesinin tefsiri sadedinde nakledilmiş herhangi bir rivayet veya görüş de yoktur. Dolayısıyla bu sözün sahibinin önce kendisinin gidip mezkûr eseri bir güzel okuması gerekiyor!
2. Esasen bu kelimenin sonsuzluk ifade etmediği konusunda Sahabe'den herhangi bir kimseden sarahaten bir görüş nakledilmiş değildir.
3. Cehennemin ebedi olmadığı sadedinde bazı sahabilerden nakledilen rivayetlerin bir kısmı sened bakamından itimada şayan değildir, bir kısmı da meseleye açık bir şekilde delalet etmemektedir. Yani bu rivayetler sübut ve delalet bakımından problemlidir. Dolayısıyla "bu konu Sahabe tarafından da farklı anlaşılmıştır" şeklindeki tesbit gerçeği yansıtmamaktadır. Sahabe böyle bir hatadan bin kere münezzehtir!
4. "Ebediyet" kelimesi etrafındaki tartışma İbn Teymiyye ve talebesi İbnu'l-Kayyım ile (gönderdiğiniz metnin sahibi "İbn Cevziye" diye bir isimden bahsetmiş. Böyle bir alim yoktur. Doğrusu İbnu Kayyımi'l-Cevziyye veya kısaca İbnu'l-Kayyım'dır) başlamıştır. Evveliyatında Cehm b. Safvan'ın hem cennetin hem de cehennemin son bulacağı görüşü dışında bu kelimeyi cehennemin sonluluğu anlamında tartışan olmamıştır.
5. Cehennemin ebedi olmadığını söylemenin küfür olduğunu ben söylemiyorum. Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinde bu mesele hakkında oldukça açık beyan ve hükümler var.
6. Hadi'l-Ervah ve içindeki deliller okunmuş ve gerekli şekilde cevaplandırılmıştır. Hatta bu, daha İbnu'l-Kayyım hayattayken yapılmıştır. Pek çok alim tarafından "müçtehid" olduğu söylenen Takiyyüddin es-Sübkî, el-İ'tibâr bi Bekâi'l-Cenneti ve'n-Nâr" adlı eserinde Hadi'l-Ervâh'taki hatalı yaklaşımı açık biçimde gözler önüne sermiştir. Ondan yüzyıllar sonra Muhammed b. İsmail el-Emîr, "Ref’ul-Estâr" adlı reddiye ile meselenin üstüne bir kere daha gitmiştir. Bu ikinci eser, sıkı bir Selefî ve İbn Teymiyye takipçisi olan el-Albânî tarafından tahkik ve neşredilmiştir. el-Albânî de orada İbn Teymiyye ve öğrencisinin hatalı olduğunu açık bir şekilde itiraf etmektedir.

(yukarıdaki *** (üç yıldız)olan yerde parantez içerisinde bir cümle kullanmıştım.onu sonradan değiştirmek suretiyle geri alıyorum.)

selam ve dua ile...
En son uveysbinali tarafından, 15:28 15-Eylül-2008 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 değişiklik yapıldı.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 17:03 12-Eylül-2008

SORMAK DA SORUMLULUKTUR

Milli Gazete - 19 Mayıs 2007

Önce birkaç alıntı:
Soru: Adet halindeyken oruç tutabilir miyim, dinen bir sakıncası var mıdır?
Cevap: Bu Hz. Aişe'nin kendi yaklaşımını aktardığı bir hadise dayanılarak tüm imamlarımız tarafından bir ruhsat olarak değil sanki bir yasak olarak değerlendirildi. Allah'u alem bizim konuyu Kur'an ekseninde yeniden tarayarak vardığımız sonuç o ki, vahye göre hayız "ezen" yani "rahatsızlıktır". Hasta bir kimsenin orucunu isterse erteleyebileceği ve gününe gün kaza edeceği, istemezse ertelemeyeceği hükmü ise Bakara 184'ün açık hükmüdür. Bu sorunuzun cevabını ben değil Kur'an böyle vermiştir. Ona sorup cevabını aldınız.
Soru: Hocam; Hz.Peygamber'in gelecekle ilgili hadisleri olabilir mi?
Cevap: Kur'an açıkça Rasulullah da dahil kimsenin geleceği bilemeyeceğini söyler. Efendimiz de bunu tekrarlar (Osman b. Mazun'un hanımına "vallahi yarın bana ne yapılacağını bile bilmiyorum" sözünü hatırlayalım) Kıyamete, onun alametlerine dair hadisler Rasulullah'ın bir tür tahminleri ve bu konudaki nasları ve olayları "OKUMALARI"dır. Ve efendimizin okumaları bizim için çok değerlidir. Kehanet ve gelecekten haber olarak değerlendirilmemelidirler.
Soru: (…) Bile bile ve şartları müsaitken bırakılan "namazın" kazası olur mu?..
Cevap: Evet, İmam İbn Teymiyye, hocası İbnu'l-Cevzi, büyük talebesi ibn Kayyım el-Cevziyye "Bile bile terkedilen namazın kazası olmaz" demişler…
Soru: Sorum Hz.İsa ile ilgili olacak. Onun tekrar geleceğine inanan yakın dostlarıma nasıl anlatayım da veya nasıl cevap vereyim de, biraz da olsa bilgi sahibi olsunlar. (...) Buhari, Müslim gibi zatların hadislerini gösterdiklerinde bu hadisler uydurma diyemiyorum ve yorum yapamıyorum. Çünkü; hadislerin gerçekliğini bilemiyorum. Bana bu konuda yardımcı olabilir misiniz? Ben gelmeyeceğine inananlardan olduğumu ifade ettiğimde bana itikatımdan bahsediyorlar...
Cevap: Aynen ben de öyle yapıyorum. Bu doğru olan. Buhari ve Müslim'deki hadisleri izahın binbir yolu var. İsa'nın gerçek inancı onu takip edenlere dönecek de diyebiliriz. Fakat bu hadisler haber-i vahid. Zan içerir. Yanlış ve yalana ihtimali vardır. Bu tür haberler akideye konu olmazlar. Bu yeterlidir.[1]
Problem:
Benzer örnekler arasından rast gele seçtiğim bu soru ve cevaplar, ciddiye alınması gereken bir "mesele"yle karşı karşıya bulunduğumuzu gösteriyor. Bu köşede fetva sorma/verme konusuyla ilgili birçok yazı okudunuz. Âdâbu'l-müftî ve'l-müsteftî meselesini gömeli hayli zaman oldu. Onu anlıyoruz da, şahsen benim anlamadığım bir şey var: Milyonlarca kişinin kullanımına arz ederek kalıcılaştırdığı bu ve benzeri yanlışların telafisinin olmadığını bu arkadaşımız bilmiyor mu?
Ali el-Karî, "Kim ilimsiz fetva verirse günahı fetvayı verenin boynunadır[2] hadisi üzerinde dururken ilginç bir noktaya temas eder. Hadis iki şekilde anlaşılmaya müsaittir. Birincisi yukarıda verildiği gibidir. İkincisi ise şöyledir: "Kim ilimsiz olarak fetva verirse, günahı, ona fetva soranın boynunadır."[3] Çünkü fetvaya ehil olmayana soru soran kişi, onu, bilmediği ya da "yeterince" bilmediği bir konuda fetva vermeye teşvik etmiş olmaktadır.
Yukarıdaki soruların cevapları mı? Gördüğünüz gibi daha sonraya bırakmak zorundayım…
[1] Bunlar ve daha fazlası için bkz. www.mustafaislamoglu.com/sorular.php
[2] Ebû Dâvud, el-Hâkim.
[3] Mirkâtu'l-Mefâtîh, I, 503.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti nasreddinhoca » 10:49 13-Eylül-2008

İşte İslamoğlunun cennet ve cehennemin ebediliği hakkındaki şüphesi.(Daha doğrusu insanları şüpheye düşürme gayreti) ve Altında Ebubekir sifil hocanın cevabı.Ebubekir hocadan İktibas yapıyorum çünki islamoğlunun hatalarına cevap yazmakla bitiremem sanırım.Nasreddin hocanın kılıçla hata kazıması gibi...


Mustafa İslamoğlu'nun görüşü: CENNET VE CEHENNEMİN ZAMANI GAYBİ BİR KONUDUR. BU KONUDA KONUŞMAK ĞAYBI TAŞLAMAKTIR. BUNU ALLAH BİLİR. BİZE DÜŞEN CEHENNEMDEN SAKINMAK CENNETİ HAK ETMEKTİR.
Resim

Resim
Kullanıcı avatarı
nasreddinhoca
Editor
Editor
 
İleti: 1485
Kayıt: 14:07 19-Ocak-2007
Konum: Kıbrıs-KKTC

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 11:38 13-Eylül-2008

Sayın nasredddin hocam:Bende sizin dediğinizden farklı bir şey demedimki.Cennet ve cehennemin süresinden anladığınız nedir acaba sorabilirmiyim.islamoğluna göre cennet ve cehennemin süresi (yani ebedi olup olmadığı)gaybi bi konu.Yani bunca ayet ve hadis ebediliğini bildirirken daha neresi gaybî oluyor acaba.Buda demek oluyorki İslamoğlu (*net bir fikre sahip değil*)bu hususda.Galiba 1400 küsur senedir ebedi olduğunu söyleyen ehli sünnet ulemasının görüşleri ve bunca ayet ve hadise dayalı delilleri islamoğlunu tatmin edememiş.

(* *) arasındaki eski yazımı sonradan,şu ankiyle değiştirmek suretiyle geri alıyorum.

MUHALEFET ET MEŞHUR OLURSUN
En son uveysbinali tarafından, 15:29 15-Eylül-2008 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 16:46 13-Eylül-2008

Mustafa İslamoğlu'nun peygamber olmadığı için masum da olmadığını ve bir çok hatasının olduğunu defaatle yazdık. Ancak mesele hatalarının olması değildir. Meselenin özü şudur:

Mustafa İslamoğlu kendini yetiştirmiş gayretli bir liderdir. Bu yüzden, onun ayağının topuğuna gelemeyecek olanlar, biraz gayret edip kendilerini geliştirmek ve yetiştirmek yerine karalayarak onu kendi seviyesizliklerine çekmek istiyorlar.

Mustafa İslamoğlu'nu eleştirenlerin en insaflısı Ebubekir Sifil Hocamızdır. Onun da tüm eleştirileri masum değildir. O da hatadan beri değildir.

Mustafa İslamoğlu çok iş yapan birisi olduğu için çok hata yapması da gayet tabiidir. Her ne kadar Arapçasının zayıflığı ve bazı ilimlerdeki yetersizliği nedeni ile bazı hataları fahiş olsa da kadı kızı kusuruyla makbuldür.

O, bu ümmetin yetiştirdiği ender şahsiyetlerdendir.

Ona köstek olmak, ard niyetten başka bir şey değildir. İnsaflı eleştirilerin sonuna kadar yanındayız. Ama hakaret, tekfir, tadlil ve tekdirin değil!

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 18:45 13-Eylül-2008

ENDER ŞAHSİYELERDEN OLDUĞUNA KATILIYORUM.HATTA SON ZAMANDA BU ENDER ŞAHSİYETLER NEDENSE Bİ HAYLİ ÇOĞALDI.VE 2004 SENESİNDE DE NÜZULÜ İSA aleyhisselam MESELESİNİ ORTAYA ATTILAR BİRDEN.ÖLMEDİĞİ İTİKAD KİTAPLARINA DAHİ GEÇEN HÜKMÜ TARTIŞMAYA AÇTILAR TELEVİZYONLARDA.ZAMAN GEÇTİ VE MANTAR GİBİ Bİ ANDA BİTEN BİR GURUP İLAHİYATCI PROF.TOPLULUĞU KORO HALİNDE İSA A.S ÖLDÜ DEMEYE BAŞLADILAR.ARDINDAN HERKEZİN ELİNDEKİ KİTAPLARDA YAZAN,ZİHİNLERDE YER ETMİŞ BİR ÇOK FIKHİ MEVZULARI KARIŞTIRMAYA BAŞLADILAR.NERDE BİR KIİL GÖRÜŞ(ZAYIF GÖRÜŞ) VARSA ONLARI MİLLETE DAYATTILAR.ŞİMDİDE BİR SONRAKİ AŞAMAYA GELDİ SIRA.ÇAĞIN GETİRDİĞİ YENİ MEVZULAR VARKEN DAHA ÇOK KLASİK FIKHA MUHALİF İCTİHADLAR BAŞLADI.BİR ÇOK SAHİH HADİSLERİN,SIHHATİNE DAİR İTİBARI DÜŞÜRÜLDÜ İNSANLARIN GÖZÜNDE.HATTA AKILLARINA YATMAYAN VEYA GÖRÜŞLERİNE ZIT DÜŞEN HER HADİSİ UYDURMA DİYE VEYA SENEDİNDE PROBLEM VAR DİYEREK SİLİP ATABİLDİLER.BÜTÜN BUNLARIN DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE OYNAN BİR OYUN OLDUĞUNU MİSYONERLER TEŞKİLATININ LİDERİ LOUİS MASSİGNON'UN MİSYONERLER ZİRVESİNDE YAPTIĞI ŞU KONUŞMADANDA ANLIYORUZ.

“Müslümanların her şeyini tahrip ile mahvettik.Dinleri,inançları,ahlakları,dine bağlılıkları ve insani duyguları mahvoldu.Onların milli-manevi değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik.İslamiyet’ten uzaklaştırdık.İslamiyet’i öğrenmeyi,yaşamayı,namaz kılmayı ve kuran-ı kerim öğrenmeyi suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık.Artık çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyorlar.Ehl-i sünnet itikadı başta gelen düşmanımızdır.Bu itikadı geçmişte sapık inançlara kanalize ettik.Son yıllarda ise Müslüman görünen bazı ilahiyatçılarla,14 asırlık dinlerini,itikatlarını,ibadetlerini tartışır hale getirdik.Derin bir boşluğa düşürdük.Bunlardan sonra siz misyonerlerin işi daha kolaylaştı.MAAŞ BAĞLAYARAK,VİZE VA’Dİ,YURTDIŞINDA İŞ İMKANI HATTA FUHŞU KULLANARAK Müslümanları Hıristiyan yapınız.

(Türkiye Gazetesi)
BEN ŞU VEYA BU KİŞİ KESİN BU OYUNUN PARÇASIDIR DİYE İDDİA ETMİYORUM.ANCAK YUKARDA BELİRTTİĞİM ÖZELLİKLERİ SERGİLEYEN PROFLARA KARŞI NASIL RAHAT RAHAT OTURMAMIZI BEKLİYEBİLİRSİNİZ BİZDEN.TEPKİMİZ İHTİYATTIR.VE ŞAHSA DEĞİL GÖRÜŞLERİNEDİR.BURDA HANGİ PROFUN SAMİMİ OLDUĞUNU GÖSTEREN BİR XRAY CİHAZIDA OLMADIĞINA GÖRE.YA HEPSİNE KARŞI SESSİZ KALACAĞIZ.YADA BU İŞE DUR DİYECEĞİZ.AKSİ TAKDİRDE KURANI KERİMİN SIHHATİNİDE TARTIŞMAYA AÇMALARI UZUN SÜRMEYECEKTİR.
Selam ve dua ile
En son uveysbinali tarafından, 12:59 14-Eylül-2008 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 21:32 13-Eylül-2008

Meseleyi başka taraflara kaydırmadan sözümüzü ifade edersek daha faydalı olur.

Hz. İsa ölmüştür demek küfür müdür? veya bir müslümanı kafir yapar mı?

Halbuki daha nice çetrefilli meseleleri alimlerimiz geçmişte tartışmış ve asla kimse kimseyi tekfir etmemiştir.

Mustafa İslamoğlu da veya bir başkası da bu meseleden dolayı asla dinden çıkmaz.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 22:07 13-Eylül-2008

Ben dinden çıkar demedim. Yada dediysemde haberim yok. Buraya o sözümü alırsanız. Bende görmüş olurum.
Selam ve dua ile
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 00:56 14-Eylül-2008

uveysbinali yazdı:ENDER ŞAHSİYELERDEN OLDUĞUNA KATILIYORUM.HATTA SON ZAMANDA BU ENDER ŞAHSİYETLER NEDENSE Bİ HAYLİ ÇOĞALDI.VE 2004 SENESİNDE DE NÜZULÜ İSA aleyhisselam MESELESİNİ ORTAYA ATTILAR BİRDEN.ÖLMEDİĞİ İTİKAD KİTAPLARINA DAHİ GEÇEN HÜKMÜ TARTIŞMAYA AÇTILAR TELEVİZYONLARDA.ZAMAN GEÇTİ VE MANTAR GİBİ Bİ ANDA BİTEN BİR GURUP İLAHİYATCI PROF.TOPLULUĞU KORO HALİNDE İSA A.S ÖLDÜ DEMEYE BAŞLADILAR.ARDINDAN HERKEZİN ELİNDEKİ KİTAPLARDA YAZAN,ZİHİNLERDE YER ETMİŞ BİR ÇOK FIKHİ MEVZULARI KARIŞTIRMAYA BAŞLADILAR.NERDE BİR KIİL GÖRÜŞ(ZAYIF GÖRÜŞ) VARSA ONLARI MİLLETE EMPOZE ETMEYE BAŞLADILAR.ŞİMDİDE BİR SONRAKİ AŞAMAYA GELDİ SIRA.ÇAĞIN GETİRDİĞİ YENİ MEVZULAR VARKEN DAHA ÇOK KLASİK FIKHA MUHALİF İCTİHADLAR BAŞLADI.BİR ÇOK SAHİH HADİSLERİN SIHHATİNE DAİR İTİBARI DÜŞÜRÜLDÜ İNSANLARIN GÖZÜNDE.HATTA AKILLARINA YATMAYAN VEYA GÖRÜŞLERİNE ZIT DÜŞEN HER HADİSİ UYDURMA DİYE VEYA SENEDİNDE PROBLEM VAR DİYEREK SİLİP ATABİLDİLER.BÜTÜN BUNLARIN DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE OYNAN BİR OYUN OLDUĞUNU MİSYONERLER TEŞKİLATININ LİDERİ LOUİS MASSİGNON'UN MİSYONERLER ZİRVESİNDE YAPTIĞI ŞU KONUŞMADANDA ANLIYORUZ.

“Müslümanların her şeyini tahrip ile mahvettik.Dinleri,inançları,ahlakları,dine bağlılıkları ve insani duyguları mahvoldu.Onların milli-manevi değerlerini Batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik.İslamiyet’ten uzaklaştırdık.İslamiyet’i öğrenmeyi,yaşamayı,namaz kılmayı ve kuran-ı kerim öğrenmeyi suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık.Artık çoğu hiçbir şeye tam olarak inanmıyorlar.Ehl-i sünnet itikadı başta gelen düşmanımızdır.Bu itikadı geçmişte sapık inançlara kanalize ettik.Son yıllarda ise Müslüman görünen bazı ilahiyatçılarla,14 asırlık dinlerini,itikatlarını,ibadetlerini tartışır hale getirdik.Derin bir boşluğa düşürdük.Bunlardan sonra siz misyonerlerin işi daha kolaylaştı.MAAŞ BAĞLAYARAK,VİZE VA’Dİ,YURTDIŞINDA İŞ İMKANI HATTA FUHŞU KULLANARAK Müslümanları Hıristiyan yapınız.

(Türkiye Gazetesi)
BEN ŞU VEYA BU KİŞİ KESİN BU OYUNUN PARÇASIDIR DİYE İDDİA ETMİYORUM.ANCAK YUKARDA BELİRTTİĞİM ÖZELLİKLERİ SERGİLEYEN PROFLARA KARŞI NASIL RAHAT RAHAT OTURMAMIZI BEKLİYEBİLİRSİNİZ BİZDEN.TEPKİMİZ İHTİYATTIR.VE ŞAHSA DEĞİL GÖRÜŞLERİNEDİR.BURDA HANGİ PROFUN SAMİMİ OLDUĞUNU GÖSTEREN BİR XRAY CİHAZIDA OLMADIĞINA GÖRE.YA HEPSİNE KARŞI SESSİZ KALACAĞIZ.YADA BU İŞE DUR DİYECEĞİZ.AKSİ TAKDİRDE KURANI KERİMİN SIHHATİNİDE TARTIŞMAYA AÇMALARI UZUN SÜRMEYECEKTİR.
Selam ve dua ile

Bu yazının Mustafa İslamoğlu ile alakasını açıklarsanız, ben de size tekfir edip etmediğinizi izah ederim inşallah.
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 15:34 15-Eylül-2008

Ebu huzeyfe kardeşin tenkidlerini kayda değer bularak yukarda 2 ve 4 üncü yazılarımda değişiklikler yaptım ve altlarınada değişikliğe dair not düştüm.

Selam ve dua ile.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 12:33 16-Eylül-2008

Anlayışın için Allah razı olsun.

Rabbim ayaklarımızı İslam ve iman üzere sabit kılsın.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti Ebu Huzeyfe » 09:53 25-Eylül-2008

Bazı kardeşelrimiz (Abdullah'ı kastediyorum) hızını alamayıp her yerde Mustafa İslamoğlu'na hakaretler yağdırmış. Halbuki biz bu başlığı Mustafa İslamoğlu Hoca ile sorunları olanlar için açmıştık. Nedense bu başlık altına tek satır yaz(a)mamış.

İnatla başka başklıklar altında tahkir cümleleri kurmak hayra alamet olmadığı için hüsnü zannı haketmiyor.

diye düşünüyoruz...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti yselim » 11:21 25-Eylül-2008

abi anlamadığım bişey var. ben islamoğlu hocayı severim evt. ama onun cemaatinden değilim.
olmayı istememmi? isterim elbette ve nette beni islamoğlucu gibi göstermelerinden de rahatsızlık duymuyorum.
abdullahın veya diğer ismi ile eda computerin
dün yazdıklarında hakaret ve küfür olan bütün yazılarını sildim.
biz eleştiriye karşı değiliz müslümanın ağzına alınmayacak hakarete karşıyız.
islamoğlu veya bi başkası eleştirilemez değildir.
eleştirilir ve doğru neyse onun bulunmasına yardım edilebilir.
ama hakaret ve küfür edilemez.
bu ahlakını vahiyden alan müslümanın ahlakı değildir.
YES ALLAH NO PROBLEM
Kullanıcı avatarı
yselim
Editor
Editor
 
İleti: 859
Kayıt: 12:42 25-Mart-2007
Konum: Malatya

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti baba » 12:50 25-Eylül-2008

yselim yazdı:[b] . ama onun cemaatinden değilim.
olmayı istememmi? isterim elbette ve nette beni islamoğlucu gibi göstermelerinden de rahatsızlık duymuyorum.


Benim de "analamadığım" şudur:

-Mustafa İslamoğlu Cemaati diye bir "cemaat" mi var oldu?

İlim denilen şey,bu kadar "mevzii" bir olay mıdır?

İinsanlık "evrensel değerler" peşinde koşarken,bizlerin evrensel değerleri mevziileştirmemizin ne kadar büyük bir bencillik ve bu bencilliğin de aptallık olduğunu akıl edemez miyiz?

Mustafa İslamoğlu da,konuşmalarını ve te'lifini bu "mevzii" duruma göre ayarlıyorsa -ki sanmıyor ve beklemiyorum- ona da yazıklar olsun.

Bu memlekette,kişi,ne zamanki "güttüğü insanlara göre" konuşur.Onun hakkındaki sözümüz şu olur:...-Güttüğü hayvanları iyi tanıyor.Bu yüzden,onun için,artık ölüm yok..

......

Halbuki...

Askerliğimi yaptığım Tokat'da,Tokat kalesine çıktığımda,kalenin heybeti karşısında şunu demiştim:

-Bu kaleyi yapan kumandan,kendisi için ölümsüzlüğü bile düşünmüştür.Halbuki,şimdi,ne kendisi var ne kalenin heybeti...Ortada,yükseklerde bir yıkıntı duruyor.

....

Ölüyorlar..Aslında ölüm..Söz,güttüğü hayvanlara göre söylenmeye başlandığı anda gerçekleşmiştir.Ondan sonrası,ölünün çürümesi ve kurtlanması ve böcekler ile başka böceklere yem olmasıdır.

Herkeslere selamlar.
Gittiğinde eksikliğin bilinsin!

.........

http://www.blogcu.com/temkur
Kullanıcı avatarı
baba
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 4173
Kayıt: 20:16 01-Eylül-2004
Konum: Türkiye

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti yselim » 13:29 25-Eylül-2008

aydın abi ebnde sizin gibi biliyorum herhangi bir cemaate malolmuş bir kişi değil. lakin sanal alemden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ayrı bir cemaat ve cemaat lideri gibi gösterilmeye çalışılıyor.

islamoğlunu ben akabe vakfı çerçevesinde tefsir dersi veren ve islami çalışmaları olan ilim sahibi bir müslüman olarak görüyor ve Allah ondan razı olsun diyorum. şayet istanbulda olsam o vakif çerçevesinde bende bulunmayı isterdim. ilimizde öyle bir vakıf yok ama hamdolsun güzel müslümanlar var.
YES ALLAH NO PROBLEM
Kullanıcı avatarı
yselim
Editor
Editor
 
İleti: 859
Kayıt: 12:42 25-Mart-2007
Konum: Malatya

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti nasreddinhoca » 16:20 25-Eylül-2008

Mustafa İslamoğlu Allah için sevdiğim, hocam dediğim, ilminden, kitaplarından müstefid olduğum biridir...Onu ve etrafını bir cemaat olarak hiç düşünmedim, kendimi de bir cemaatin üyesi...Halen, bir cemaate biat etmiş de değilim...
Cesur çıkışlarını takdir ettiğim bir alimdir...İçtihat gibi müstesna bir alanla iştigal etmesi onun en güzel meziyetlerinden biridir...
Resim

Resim
Kullanıcı avatarı
nasreddinhoca
Editor
Editor
 
İleti: 1485
Kayıt: 14:07 19-Ocak-2007
Konum: Kıbrıs-KKTC

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti uveysbinali » 23:46 30-Eylül-2008

nasreddinhoca yazdı:Cesur çıkışlarını takdir ettiğim bir alimdir...İçtihat gibi müstesna bir alanla iştigal etmesi onun en güzel meziyetlerinden biridir...


Cesur çıkışlar ve ictihadlar dinde reform için yapılırsa biz orda dururuz. Klasik fıkıhda içtihadlar zaten E.Sünnet uleması tarafından yapılmıştır. Müctehidliğin hangi şartları gerektirdiğini bilmeyen kardeşlerimiz tarafından müctehid zannedilen bu ve bunu gibi insanların içtihad etme gayreti (haşa) eskimiş diyerek dini yenileme gayretleridir.Yada en azından meşhur olma istekleridir.Zira ortaya muhalif görüşler atılmaz ise kimse bunları tanımazdı, çünki ehli sünnetin görüşleri 1400 senedir söyleniyor ve biliniyor idi...

[b]İslamoğlu'nun yerlere göklere sığdıramadığı önderi Cemaleddin Afgani'nin bir reformist olduğu herkez tarafından bilinmektedir. Afganiyi bukadar öven İslamoğlu, kitaplarında nedense Sahabeye ve Peygamber Efendimize bile aşırı tazim etmemek lazım diyerek bu övgüleri fazla görmektedir. Afgani'nin gerçek yüzünü ortaya koyanlar ise İslamoğlu'na göre Afgani'nin tuvalet bezi bile olamıyorlarmış. İşte bu övgülerini seyredebileceğiniz link.

http://www.youtube.com/watch?v=4fFF-03xkok

Buda Afgani ve onun gibilerini tanıtmaya çalışan bir makale
Bugünlere nasıl gelindi?


[29.04.2003] [Makâleler]

Bugün İslam âleminin içler acısı durumu ortada. İç ve dış düşmanlar, İslamiyeti tamamen ortadan kaldırmak için bütün güçleri ile saldırıya geçmiş durumdadırlar. Şunu unutmayalım ki, bu duruma hemen gelinmedi. En az üç yüz yıllık bir çalışma sonunda, İslam âlemi içeriden çökertilerek bugüne gelindi. Bu yıkımı gerçekleştirebilmek için pek çok yıkım projeleri hazırlandı.

Bunlardan biri de, 20.yüz yılın başlarında ortaya atılan Rus idaresindeki Müslümanların “Ceditçilik” yani reform hareketleridir. Şimdi bu akımın kitapları, piyasaya sürülmekte; bunların bozuk fikirleri “İslam” adı atında tanıtılmaya çalışılmaktadır. Bunun için bu akım hakkında biraz bilgi sunmak istiyorum.

19.yüz yılın ortalarından itibaren, Osmanlının iyice zayıflaması ile, Batı özellikle İngilizler İslamı içeriden yıkmak için harekete geçti. İslam âleminin üç önemli ilim merkezi olan, Mısır (Ezher), İstanbul ve Buhara - Semerkant hedef seçildi. Önce, Ezher ele geçirildi. Yetiştirdikleri, (Abduh, Reşit Rıza, Afgani gibi ) masonları buraya yerleştirdiler. Sonra burada eğittikleri kimseleri (Cemaleddin Afgani gibi ) Tataristan’na (Kazan şehrine) göndererek, Müslümanları Ceditçi- Kadimci diye ayırarak birbirlerine düşürdüler.

O tarihlerde ele geçiremedikleri sadece İstanbul kalmıştı. Osmanlıdan kalma Ehli sünnet kültürü bu faaliyetlerine mani oldu. Türkiye’yi İstedikleri reformist fikir ortamına ancak seksen sene sonra getirebildiler. Geçen sene Diyanetin tertiplediği Şura karaları ile ancak noktalanabildi. Son yıllarda dillerden düşürülmeyen, Dinlerarası diyolog, hoşgörü faaliyetleri de bu çalışmanın bir uzantısıdır.

Şimdi Rusya’daki Müslüman arasında cereyan eden Ceditçilik hareketlerine bir göz atalım:

19.yüz yılın ortalarından itibaren, 1917 yılına kadar, Tataristan’da, hızlı bir “Dinde reform” hareketi yaşandı. “Cedidçilik” hareketi denilen bu akımdan önce, asırlardır bu bölgelerdeki dini faaliyetleri, tarihi Buhara ve Semerkant medreselerinde yetişen âlimler yürütürdü. Gerek müderrislerin, gerekse halkın Ruslarla doğrudan irtibatları yoktu.

Ruslar, bu içe dönük sağlam yapıyı yıkmak için, Avrupa ile, özellikle de İngilizlerle bağlantılı olarak, Müslümanları parçalayıp aralarına nifak sokmak için faaliyete geçtiler. Kazan’da okul açarak, Tatar dili ile eğitim gören sınıflar oluşturdular. Buralarda yetiştirdikleri gençleri, Avrupa ile de irtibatlandırarak (Jön Türlere yaptıkları gibi) dini inançlardan koparıp, yeni bir inanç sistemine yönelttiler.

Bu hareketin öncüleri, medrese tahsilinden sonra Rus okullarında da okuyan, Rus, Avrupa pozitivist (maddeci, inançsız) ve Ezher’in (Mısır ) dinde reform fikirlerinden etkilenen kimselerdi. Mesela bunlardan biri olan Cemalettin Afgani 1888’de Petersburg’ta bulunmuş, ceditçilerle görüşerek onları yönlendirmiştir. Carullah ve Rızaeddin bin Fahreddin bundan çok etkilenmiştir. O kadar çok etkilenmiş olacaklar ki, daha sonra Rızaeddin bin Fahreddin, Afgani hakkında müstakil bir yazmıştır.

Musa Carullah, Ziya Kemali gibi reformcular Mısır’a giderek, Cemaleddin Afgani gibi reformcuların ders halkalarına katılmışlar ve bu kimseler Ruslarla iç içe olmuşlardır. 1917’deki Komünist ihtilalinden sonra, milyonlarca Müslüman ve din adamının katledilmesine rağmen, Carullah’ın, 1930 yılına kadar, Rusya kalması ve Moskova’da imamlık yapması ve çeşitli dini toplantılara katılması çok dikkat çekicidir. Hal böyle iken ülkemizdeki milliyetçi kesimin Carullah’a sahip çıkmaya kalkışmasını anlamak mümkün değildir.

Bu akımın organizatörlüğünü yapanlar, milliyetçiliği de dinin yerine ikame etmek için de, İttihatçılarla iş birliği yaparak Kırımlı İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçura gibi kimseleri kullandılar. Her iki grup bilerek veya bilmeyerek, Ehli sünneti ve bunun hamisi olan Osmanlıyı yıkmak için iş birliği yaptı. Osmanlı yıkılınca da bugünkü hazin manzara ortaya çıktı.


Ceditçilerin fikirleri

İngiliz patentli, Ceditçilik (Dinde reformculuk) hareketinin belli başlı fikirleri:

1- Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün alimler, bütün kitaplar, dört mezhebin fıkıh kitapları da dahil olmak üzere yok farz edilip din, Kur’an ve hadis ışığında yeniden yorumlanacak.

2- Dinin yeniden yorumlanmasında, İbni Teymiyye, İbni Kayyum el- Cezviye, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Cemalettin Efgani gibi gibi reformcuların fikirlerinden ilham alınacak.

3- Medreseler yeniden yapılandırılacak; Batı ölçülerinde, eğitim reforma tabi tutulup Rusça okullarda mutlaka okutulacak. (İsmail Gaspıralı 1881’de yayınladığı, “Russkose Musulmanstvo” (Rus İslamı!) kitabında bu eğitimin temel unsurlarını bildirmektedir)

4- Dinde, akıl esas alınacak. Asırlardır devam eden Vahiy inancı yıkılacak.Bu konuda, Kindi, İbni Rüşt, Farabi, İbni Sina gibi felsefecilerin fikirlerinden ilham alınacak.

5- İbni Sina, İbni Rüşt, Farabi gibi felsefecilerin, “dünya, âlem ebedidir, sonsuzdur” görüşü benimsenecek. İmam-ı Gazali hazretleri taassupçulukla (Felsefecilerin bu fikirlerini çürütüp, onların küfre düştüklerini bildirdiği için) suçlanacak.

6- Ehli sünnet inancına; kelâm, itikat kitaplarının bildirdiği şekilde iman edilmesine ve yine fıkıh kitaplarında bildirildiği gibi amel, ibadet yapılmasına karşı çıkılacak. Herkesin, istediği gibi inanması ve istediği gibi ibadet yapması teşvik edilecek. (Herkes istediği gibi inanır, istediği gibi ibadet ederse ortada din diye bir şey kalmayacak; böylece bunlar da nihaî maksatlarına ulaşmış olacaklar.)

7- Kur’an-ı kerimde geçen, kafirlerin “ebedi” olarak Cehennemde kalacağı ifadesi , uzun süre manasında ele alınıp, Cehennemin sonsuz, olmadığı, kafirlerin de Cennete gireceği fikri savunulacak. (Halbuki sadece Kur’an-ı kerimde değil hadis-i şeriflerde de, Kafirlerin ebedi, sonsuz olarak Cehennemde kalacağı bildirilmiş, 15 asırdır, bütün alimler, müminler böyle inanmışlardır. Vahyi değil aklı öne çıkarmalarının bir sebebi de budur. Herkes istediği gibi yorumlasın, din diye bir şey kalmasın.)

8- Kur’an-ı kerimin mutlaka tercümesinin yapılması ve namazlarda her millet kendi ana dilene göre yapılan tercümeyi okuması savunulacak. (Carullah, bir makalesinde, tercümenin mukaddes bir vazife olduğunu hatta farz olduğunu dile getirmiştir. Kendisi de bir tercüme yapmış fakat bastıramamıştır. Bastırması için Cemal Kutay’a vermiş, daha sonra da bu tercüme kaybolmuştur. Cemal Kutay’ın ısrarla Türkçe ibadeti savunması fikri demek ki Carullah’tan geçmiş.)

9- Bunlara göre, ictihadın terk edilip belli bir mezhebe uyulması yanlıştır, her Müslümannın gücüne göre, ictihad yapması farzdır. ( Mercani, daha da ileri gidip, hadis varken fıkıh kitapları ile amel etmenin küfür olduğunu söylemiştir. Curullah da, bir mezhebe uymanın, bu mezhebi, Kur’an yerine geçirmek olduğunu söylemiştir.)

11- Kadınlar ön plana çıkartılacak. Kadın ve erkeğin, nikahta, boşanmada, mirasta eşit hakka sahip olmaları gerekli olduğu, bazı âyetlerin geçerliliğini kaybettiği fikri savunulacak.

1-11 Mayıs 1917’ Moskova’da toplanın genel kurultay tutanaklarındaki şu ifade “Ceditçilerin” (Reformcuların) gerçek niyetlerini açıkca göstermektedir. “ Efendiler, unutmayınız ki, Kur’anın bazı kuralları eskimiştir. Bunları tarihin malı saymak lazım.”( Rusya’da Birinci Müslümanlar Kongresi Tutanakları- Kültür Bakanlığı yayınları sh.394)

Ancak bu kurultaydan altı ay sonra, meydana gelen komünist ihtilali, reformcuların yaklaşık 70 yıllık çalışmalarını yerle bir etti. Böylece “Dinsizin hakkından imansız gelir” sözü bir kere daha gerçekleşmiş oldu.

Yukarıdaki kararlar, bu iddialar sizlere, bugün ülkemizde din adına ahkam kesen bazı kimseleri hatırlattı zannederim. Çünkü aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Bugün ülkemizde bu ve buna benzer sapık fikirleri, dinde reformu, savunanların da aynı yolun yolcuları olduğunu unutmayalım!




Mehmet Oruç
En son uveysbinali tarafından, 03:17 29-Ekim-2008 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 değişiklik yapıldı.
Kullanıcı avatarı
uveysbinali
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 210
Kayıt: 03:18 11-Eylül-2008

Re: Mustafa İslamoğlu Üzerine...

İleti nasreddinhoca » 00:36 01-Ekim-2008

[quote]2- Dinin yeniden yorumlanmasında, İbni Teymiyye, İbni Kayyum el-



Mustafa İslamoğlu:

[Biz adil ve mutedil olmayı bilmeliyiz...
Hele hele geçmiş değerlerimiz için...
...
Bir bakıyorsunuz Abdulhamid'in yanında sana İslam ümmetini tekrar ayağa kaldırman şartıyla beyat ediyorum...
...
Ne bir sıcak çorba görüyor, ne bir hanım görüyor, ne bir ev görüyor, bu koca adam bir ömrü ümmet yoluna harcıyor...

ŞİMDİ HEPSİ BİR TARAFA, elinizi vicdanınıza koyun buna kara çalan adamlar bunun tuvalet bezi etmezler, sen hiç böyle bir hayat yaşadın mı, sen de hiç sıcak çorba nedir görmeyen bir hayat yaşadın mı bir elin yağda bir elin balda islama ömrünü vermiş adamlar hakkında kin kusmaya utanmıyormusun be adam, onun için önce insaf, başka bir şey değil sevmek zorunda değilsiniz, ama önce insaflı olmak zorundasınız, insaflı olmak zorundayız müslümansak eğer, onun için kıymet bilmeyene kıymet yetmez, o islamın aziz bir evladı idi ruhu şad olsun, Allah sayılarını çoğaltsın...Amin, Amin...]
Resim

Resim
Kullanıcı avatarı
nasreddinhoca
Editor
Editor
 
İleti: 1485
Kayıt: 14:07 19-Ocak-2007
Konum: Kıbrıs-KKTC

Sonraki

İslam Önderleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir