Gizli Kalmış Alimlerimiz

Alimler Peygamberlerin varisleridir.İslam Alimlerinin ve Önderlerinin bizlere ışık tutacak hayatları burada.

Gizli Kalmış Alimlerimiz

İleti Ebu Huzeyfe » 00:49 21-Ocak-2007

OSMAN ZEKİ SOYYİĞİT

MisakOnline'a özel bir başlık daha... Kıyıda köşede kalmış ama uluslararası şöhrete sahip Türkiye'ye mintesip ilim, fikir ve sanat ehli değerli şahsiyetlerimizi bu başlık altında tanıtmaya çalışağız.

Aslında daha önce Seyda ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Bugün ise tanıştığım değerli üstad Osman Zeki Soyyiğit hocaefendi ile ilgili birinci elden bilgiler sunmaya gayret edeceğim.

Rahatsızlığı dolayısıyla randevu almamız bir-iki haftamıza mal oldu ama bugünkü ziyaret o kadar güzel geçti ki, hocaefendi rahatsızlığına rağmen sürekli bizimle görüşmek istediklerini belirttiler.

Şimdilik sadece bir tek özelliğini yazayım. Bu özelliği dünyada bir ilki gerçekleştirmiştir. Tarihte ilk defa bir Türk(iyeli) arapça divan oluşturacak kadar arapça şiir yazmış ve dünya genelinde Libya'da yapılan şiir yarışmasında dünya birincisi gelmiştir.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 01:50 21-Ocak-2007

BİR YILDIZ KAYMAK ÜZERE

Bu alim zat ile ilgili bir kaç malumat sunalım:

Evvela bugün fotoğraf makinamı yanımda götürmeme rağmen, oradaki sohbetin tadından dolayı fotoğraf çekmek aklıma bile gelmedi. Hatta yanından ayrıldıktan sonra bile, bana hediye ettiği kendi eseri ve bize aktardığı bilgilerden dolayı o kadar dalmışım ki, saatler sonra aklıma geldi.

Bir daha ki sefere müsaade buyururlarsa, fotoğrafını da çeker koyarız. Şimdilik sadece bilgi sunalım.

Daha önceden aldığım bilgiye göre, kendisi uzun süre Erbakan Hoca'nın danışmanlığını yapmış. Memeleketi Trabzon. Sanırım 1934 yılında doğmuş. Basılan eserleri yanında basılmayan daha güzel eserleri bir bereketli el bekliyor.

Küçük hatıratı (ve biyografisi) olan "Küçük Hafız" uzun süre önce basılmış olmasına rağmen piyasaya yeni sürülecek. Hilal TV müdürü bir abimiz bu eserin dağıtımını üstlendi. İnşallah başarılı olur. Hocaefendi kendisi en değerli eserlerinden birisi olduğunu belirtti.

Marmara Üniversitesinden uzun süre hocalık yapmış. Arapça olarak basılan eseri "El-Edeb-ül Arabi" uzun yıllar İlahiyat Fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmuş.

Sonra devam ederiz...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti azizan » 14:17 21-Ocak-2007

Mevla Teala sayılarını artırsın. Bizleri de böyle alimlerin peşinden ayırmasın.
Kullanıcı avatarı
azizan
Editor
Editor
 
İleti: 519
Kayıt: 12:57 15-Ağustos-2005
Konum: Türkiye

İleti Ebu Huzeyfe » 00:37 22-Ocak-2007

GÖZÜ YAŞLI BİR MÜBAREK

Bu mübarek zat o kadar duygu yüklü ki, onu daha görür görmez tüm asrın yükünü sırtında taşıdığını ilk anda anlarsınız. Onun kadar duygulu bir mübarekle hayatımda karşılaşmadım.

Kızım Hatice ile epey ilgilendi. Tabii arapça konuşuyorlardı kendi aralarında... Eşine takdim etti ve onları başbaşa bırakıp asıl mevzulara daldık.

Fikirlerimizde hiç ayrılık-gayrılık olmadı elhamdülillah. İlim ehli insan ile muhatap olmak çok başka... Bir de bu mübarek gibi takva yönü ağır basıyorsa, o zaman başka alemlere uçup gidiyorsunuz sanki...

Bir daha ki görüşmeye kadar kaside-i raiyyesini ezberlemeyi düşünüyorum. İlk bölümünü arapça foruma yazdım. "Dünyanın En Güzel Kasidesi" başlığı altında... Fırsat bulunca önce kelimelerinin türkçelerini ve açıklamalarını vereceğim. Sonra tercüme eden olmazsa -ki bu aralar pek rağbet yok- kendimiz tercümesini yapacağız inşallah.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 05:10 24-Ocak-2007

2. İlâhiyât Fakültelerinde de durum bundan farksızdır. Ne bir ilâhiyat profesörü, ne de onun mezun ettiği hiçbir öğrenci, Arapçayı sözlü ve yazılı anlatımda kullanamamaktadır. Prof. Dr. Cemal Muhtar ve Dr. Osman Zeki Soyyiğit gibi, bir iki nadir istisna, bu gerçeği yalanlamaya kalkışacaklara kanıt olarak elbette ki yetmeyecektir! Kaldı ki bu iki zat ve benzerleri, Arapçayı Türkiyede değil, öğrenim gördükleri Arap ülkelerinde öğrenmişlerdir.


İHYA / Ferid Aydın
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti DarulErkam » 18:42 24-Ocak-2007

Ebu Huzeyfe yazdı:
2. İlâhiyât Fakültelerinde de durum bundan farksızdır. Ne bir ilâhiyat profesörü, ne de onun mezun ettiği hiçbir öğrenci, Arapçayı sözlü ve yazılı anlatımda kullanamamaktadır. Prof. Dr. Cemal Muhtar ve Dr. Osman Zeki Soyyiğit gibi, bir iki nadir istisna, bu gerçeği yalanlamaya kalkışacaklara kanıt olarak elbette ki yetmeyecektir! Kaldı ki bu iki zat ve benzerleri, Arapçayı Türkiyede değil, öğrenim gördükleri Arap ülkelerinde öğrenmişlerdir.


İHYA / Ferid Aydın


Geçen gün hocam ile konuşurken, kendisine ferit AYDIN'ı sordum. Kendileri; Ferit AYDIN arapça konusunda iyi, fakat bütün dünyayı ve tüm ilimleri arapçadan ibaret görüyor ve arap dili üzerinden fırtınalar koparıyor. İslam'i ilimler sadece arapçadan ibaret değildir, evet arapça önemlidir. Fakat arapça bilmeyenlerin,arapça az bilenlerin bu kadar üstüne gitmek neden ? Herkes kendi zaviyesinden ve mütehassıs olduğu konu üzerinden böylesi yaygaralar koparırsa, ve diğerlerini, kendi mütehassıs olduğu konuda eksiklikle suçlarsa ortalık fitne'den geçilmeyecektir. Diyelim, Ferit AYDIN usul-u fıkıh, usul-u hadis, usul-u kelam üzerine ne okumuştur ? Eğer tartışacaksak, kendisiyle bunları konuşalım.. Din sadece arapça değil, birde ulumu'l Kur'an vardır..

Her arapça bilen, islam'i ilimlerde mütehassıs olacak diye bir kaide yoktur. Her arapça bilen alim olamaz, ama her alim arapça bilir...


Osman Zeki SOYYİĞİT efendiye'de Mevla zülcelal'dan acil şifalar diliyoruz. Mevla sayılarını arttırsın. Ve hocam böylesi, söyleşilerin devamını bekliyoruz.

Selam ve dua ile..
"İlahi! Yalancıların ahiretteki yerinden ve gafillerin yüz çevirmesinden sana sığınırım. İlahi! Ariflerin kalpleri sana boyun eğmiş ve müştakların kalpleri seninle dolmuştur. İlahi! Cömertliğinden bana ihsanda bulun, merhametinin örtüsüyle benim kusurlarımı ört, ilahi kereminle beni affet ey merhametlilerin en merhametlisi!" (Fahruddîn er-Râzî, Menâkıbu'l-İmâm eş-Şâfi'î, 311.)
Kullanıcı avatarı
DarulErkam
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 638
Kayıt: 09:40 27-Ekim-2005
Konum: İstanbul

İleti cahid » 19:24 24-Ocak-2007

Ebu Huzeyfe Hocam, bilmiyorum yeri mi fakat bir soru sormak istiyorum.

Zaman zaman yazılarınızda "Seyda" diye bahsediyorsunuz.

Seyda kim? Biraz açıklama yaparsanız güzel olur.
Elhamdulillah
Kullanıcı avatarı
cahid
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 235
Kayıt: 13:26 31-Mart-2005
Konum: Türkiye

İleti Ebu Huzeyfe » 19:37 24-Ocak-2007

cahid yazdı:Ebu Huzeyfe Hocam, bilmiyorum yeri mi fakat bir soru sormak istiyorum.

Zaman zaman yazılarınızda "Seyda" diye bahsediyorsunuz.

Seyda kim? Biraz açıklama yaparsanız güzel olur.

Seyda'yı Osman Hoca'dan sonra tanıtmaya çalışacağım demiştim. Birazcık sabır inşallah!

Bildiğim kadarıyla aslen Batman'lı, uzun yıllar Mardin Kızıltepe'de ikamet etmiş, Dr. Nurullah Hocamızın da hocası. Hemen hemen âmâ sayılır. Arapça -sanırım- bu tür kişilere darir deniyor. Yani önünü zor görebiliyor.

Bu özrüne rağmen kendisini müthiş yetiştirmiş birisi. Talebelik yıllarını bana anlattığında ne kadar azimli birisi olduğunu anladım.

Kitap okuyabilme şansı bile olmayan bu alim, bu kadar ilmi nasıl elde etmiş olabilir? Ya biz? Gözlerimiz -elhamdülilla- gayet sağlıklı. Ama hiç kitap okuyabiliyor muyuz? Yarın mahşerde bu Seyda ile yan yana konduğumuzda hesabımız nice olur?

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 21:29 26-Ocak-2007

Resim

Dr. OSMAN ZEKİ SOYYİĞİT

18 şubat 1934 yılında Trabzon'un uzak kazalarından birinde doğdu. Babası Tevfik Efendi'nin gözetiminde 11 yaşında iken hafızlığını tamamladı ve Fatih Camiinde kutlaması (hafızlık töreni) yapıldı.

Arapçayı o kadar sevmişti ki sonunda ona meftun oldu. Her gittiği yerde gözü arapçadan başka bir şey görmüyordu. İstanbul'un meşhur ulemasını bu sebeple tanıdı.

Sonunda 1950 senesinde Şam'a gitti. Orada eğitimine devam etti. Ta ki 1962 yılında Dımeşk (Şam) Üniversitesi Şeriat Fakultesinden mezun olana dek... Suriye'den arap bir hanımefendi ile evlendi. Sonra İstanbul'a döndü.

Başlangıçta telif ve tercüme çalışmaları ile hayata atıldı. İstanbul Marmara Üniversitesinde İslami İlimler Fakultesinde Arap Dili ve Edebiyatı hocası olarak atandı. Sonunda oradan Dr. Osman Zeki Soyyiğit olarak yaş haddinden emekli oldu.

1967 yılında yazdığı bir kaside Arap dünyasında birinci gelince uzun tartışmalara neden oldu. Çünkü bir Türkün arapça şiirde birinci gelmesi oldukça ilginçti. Bunun üzerinde "Er-Rakb-ül Mezhül" isimli ikinci kasidesini inşâd etti. Bu kasidesinde de kısmen "fahr" olmakla beraber bu hakkını savundu.

Selam ve Dua ile...


Not:
* Birinci gelen kasideyi arapça kısmında işliyoruz. Diğer kasidesini de onun arkasından sunacağız. Sıra gelirse gazel, mersiye ve diğer şiirlerini de sunarız inşallah.

** Bu biyografi bizzat kendisinin hediye ettiği kitaptan ve kendisinin verdiği bilgiler esas alınarak yazılmıştır. İnternette veya başka bir yerde bulamazsınız.
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti azizan » 05:29 27-Ocak-2007

Darül Erkam Üstadım hocanız kimdir ?
Kullanıcı avatarı
azizan
Editor
Editor
 
İleti: 519
Kayıt: 12:57 15-Ağustos-2005
Konum: Türkiye

İleti Ebu Huzeyfe » 15:05 31-Ocak-2007

SEYDA MOLLA SÜLEYMAN

Dün akşam Seyda'nın (Molla Süleyman diye de bilinir) müsafiri idik. Aklıma takılan veya emin olamadığım tüm soruları kendisine yönelttim. Allah razı olsun, gayet mutedil bir biçimde cevap verdi. En kritik İslami meseleleri bile ele aldık. Bu başlık altında paylaşmaya çalışacağım inşallah.

Seyda 1952 Batman doğumlu. 1974 yılında medrese eğitimini bitirip üstad olmuş. Mardin Kızıltepe'de kendi medresesini kurmuş. Fakat klasik medrese eğitimini neredeyse kökten değiştirmiş. 15 yıllık eğitimi 5 yıla indirmiş. Medresede okutulan eserler arasına Seyyid Kutub, Said Havva ve Mevdudi gibi asri ulemanın eserlerini sokmuş.

İlmi derinliği kadar siyasi nüfuzu da oldukça önemli. İran ve arap dünyasında tanınmış bir sima... Defalarca buralarda ilmi münazaralara katılmış. Dünyanın önde gelen alimleri ile tanışmış, görüşmüş ve müzakere etmiş.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 22:22 31-Ocak-2007

SEYDA ve İÇTİHAD I

Seyda, içtihad için sıkı sıkıya kapatılmaya çalışılan ve hatta üstünden de kör bir kilitle kilitlenmek istenen içtihad kapısının aksine açık olduğunu iddia ediyor. Sıkıntının bu kapıya gelecek yetenek ve cesarette ulema olmayışından kaynaklandığını aktarıyor. Kapı kilitli demek bu sorunu sadece büyütüyor.

Seyda, eğer bu zamanda bir tek müçtehid olsaydı, o da Karadavi olurdu diyor. Her ne kadar Karadavi'nin bir çok görüşüne katılmasa da Karadavi'nin şeri ilimlerdeki vukufiyet ve deruniyetini her zaman takdir ettiğini, ümmetin de onu kıymetini bilmesi gerektiğini bildiriyor.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 22:32 31-Ocak-2007

SEYDA ve İÇTİHAD II

Seyda, İran'ı ve Şiayı iyi tanıdığından, onlardan bol örnekler verdi. Onlarda medreseden mezun olan molla oluyormuş. Sonraki üniversiteyi (tabii adı üniversite değil) bitiren Huccet-ül İslam ve bir sonraki aşamayı bitiren Huccet-ül İslam vel Müslimin rütbesini alıyor. Ondan sonra Ayetullah rütbesi ve en sonunda da Ayetullah-il Uzmâ, yani mutlak müçtehidlik...

Mutlak müçtehid tabileri oluyor ve Şiada asla ölü bir imamın taklidinin söz konusu olmadığını, illa ki yaşayan bir müçtehidin taklidi gerektiğini, bunun da ilmi ve içtihadı canlı tuttuğunu belirtti. Hatta mukallitleri, humus denen vergilerini de devlet veya başka birisine değil, sadece taklid ettikleri Ayetullahlara ödüyorlar. Hatta aynı şehirde olmasalar da...

Lübnan'daki şiilere de değindi. Ona da sonra değinelim...

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 20:55 22-Mart-2007

Bugün Halil Günenç Hocaefendi ile uzun bir sohbet etme şansı yakaladık. Forumdaki ateşli konular da dahil bir çok meseleyi tek tek ve uzun uzun konuştuk. Fırsat buldukça buraya aktaracağım inşa-Allah.
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 19:02 23-Mayıs-2007

Üstad 3 tane telif eserini bize teslim edip Beyrut'ta basılmasını için tam yetki verdi. Biz de güvenini boşa çıkarmamak için derhal girişim yaptık. Önümüzdeki günlerde durum netleşecek.

Üç eserinden birisi kendi Divan'ı. İki bölümden oluşuyor; ilk bölümü kendi şiirleri ve ikinci bölümü ise üstad NFK'e ait seçme şiirlerin şiirsel tercümesi. Oldukça yüksek bir seviyeye sahip bu üç eserin yayın dünyasına kazandırılması oldukça önemli.

Bununla ilgili gelişmeleri de önümüzdeki günlerde duyurmaya devam edeceğiz.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Ebu Huzeyfe » 00:19 09-Eylül-2007

Bugün Akabe'de MisakOnline üye kardeşlerimizden birisi ile kısa bir görüşme yaptıktan sonra yine Osman Zeki Soyyiğit Hocamızı, ardından AbdulCelil Candan Hocamızla beraber Recep İhsan Eliaçık Hocamızı, ardından Ramazan Kayan Hocamızı ziyaret ettik. Daha sonra Nurettin Şirin'i ziyarete gitmiştik ancak Yalova'da bir programda olduğu için görüşemedik.

Bu ziyaretlerle ilgili bazı notları yer yer sizinle paylaşacağız inşa-Allah.
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

İleti Sevde Gök » 10:45 09-Eylül-2007

Maşallah hiç boş durmuyorsun hocam....
bu zatlarla olan konuşmalarınızda,özellikle parti meselelerini,hakimiyyetin (kanun koyma hakının)Allah'dan alınıp!kullara verilişini konuştunuz mu?konuştuysanız bu meselelerde yazarsanız sevinirim,zira en çok bu konuyu merak ediyorum....alim konumundaki insanların bakış açısı,eyleme döktüğü amelleri çok önemli çünkü.....ahirette onlarla yüzleşeceğiz ve ya şikayetçi olacağız,ya da şahit....
arapça konusunda Dau'l erkam kardeşim gibi düşünüyorum,arapça bilmiyoruz diye ilim bırakılmaz,ama nolaydı bizde bileydik....olsun biz de cennette konuşuruz inş. :)
Aile kavramına,evlad yetiştirmeye çok önem veriyorum,bu zatların ailevi yaşantılarından sadece gözlemlediğiniz kadar anlatırmısınız,örnek olacak konular varsa mutlaka bilinmeli inş......
selametle kalın..... :anl:
Bakışların yerde,yüreğin şehadette olsun...
Ruhun Allah'a,kalbin Rasulullah' ait olsun...
şefkatin,Allah'a adadığın yavrularına,nefsin,nikahlısı olduğun eşine ait olsun....
Sevde Gök
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 112
Kayıt: 23:42 08-Ocak-2007
Konum: Türkey

Re: Gizli Kalmış Alimlerimiz

İleti Ebu Huzeyfe » 06:27 09-Mayıs-2008

Resim

Şeyh Muhammed Arapkendi hakkında bilgisi olan var mı acaba? En çok merak ettiğim zatlardan birisi diyebilirim. Seydamızın -bildiğimiz kadarıyla- şeyhidir ve hakkında hayırdan başka bir söz ettiğini duymadım.

Selam ve Dua ile...
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Gizli Kalmış Alimlerimiz

İleti Ebu Huzeyfe » 06:33 09-Mayıs-2008

Resim

Gördüğümüz kadarıyla hakkında müstakil bir eser de yazılmış ama bu esere şimdilik sahip olma şansımız yok!
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Re: Gizli Kalmış Alimlerimiz

İleti Ebu Huzeyfe » 06:49 09-Mayıs-2008

SEYH MUHAMMED SERĐF el-ARABKENDÎ (TANRIKULU)’NiN
HAYATI

ARABKENDI2.jpg

Seyh Muhammed, 1911 yılında Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı
Arabkent (Bayındır) köyünde dünyaya geldi.
Babası Arabkent’te medfun bulunan Seyyid Yusuf’dur. O da Seyyit
Muhammed’in oğludur. O da Seyyid Zinnun’un oğludur. O da Seyh
Muhammed’in oğludur. Seyh Muhammed Batman’ın Gercüs ilçesine bağlı
Bağas köyünde medfundur. Kabri günümüzde belli olup halen ziyaret
edilmektedir. Soyu, o yöre halkı arasında meshur “Bubi” ye ulasır. Bubi’nin
seyyid1 olduğu halk arasında yaygın olarak bilinmektedir. Babası, o daha çok
küçük iken vefat etmistir.

Annesi Rabia hatun Diyarbakır’ın Bismil iliçesine bağlı Mirza bey
(Mirzabega) köyünden S. Abdulkadir’in kızıdır. Seyh Abdurrahman’ın
kardesidir. O da meshur ve bilinen bir aileye mensuptur.

YETiSMESI

Küçük yaslarda babasını kaybeden Seyh Muhammed, annesinin
himayesi altında, büyük abisi Hacı Mehdi ile birlikte zor sartlarda büyümüstür.
Annesi, Muhammed’i okutmak için elinden gelen çabayı harcamıstır. Sadece
kendi pak sütüyle büyütmüstür. Çocuğunun dısarıda ve özellikle düğün
yemeği yemesine müsaade etmeyip abdestli iken pisirdiği yemekleri yedirerek
büyütmüstür .
Bu çabalar sonucunda en güzel bir sekilde yetismesinin nasip olması
anlamında “fe enbetehü nebaten hasenen” sırrına mazhar olmustur.


1 Seyyid: Kisinin Peygamber Efendimizin soyundan olduğunu ifade etmek için halk arasında
kullanılan tabirdir.


Çocukluğu ve gençliği ilim tahsil etmekle geçen Seyh Muhammed aynı
zamanda tasavvuf terbiyesi de almıstır.


ILIM TAHSILI VE HOCALARI

Ilim tahsilini, çok sıkıntılı ve zor sartlar altında, değisik mekanlarda muhtelif zatlardan almıstır.
Ilk tahsiline köyün imamı Molla Said’in yanında Kuran’ı Kerim okuyarak baslamıstır.
Sonraları Seyh Muhammed, komsu köyde bulunan Seyh
Yusuf’un yanında Molla Said’in kardesi Molla Abdüsselam’ın gözetiminde
tahsiline devam etmistir.
Bu iki kardesin yanında, medreselerde okutulan
küçük temel kitapları okumustur.
Bir süre Mardin’in Savur ilçesine bağlı
Ahmedî köyüne gidip Seyh Hamid’in torunlarından Seyh Kemal’da tahsil
görmüstür.
Ilim tahsiline Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Yuvacık köyünde
Molla Tahir el-Yuvacığı’nın yanında devam etmistir.
Belli zaman sonra,çesitli vesilelerle molla Tehir’den çok istifade ettiğini ve onu asıl hocası olarak kabul ettiğini ifade etmistir.
Hocalarından birisi de Nursin’li Seyh Muhammed Diyauddin
(Hazret)’in büyük halifelerinden Seyh Mahmud Tileylunî (Karaköy’lü Seyh
Mahmud) dir.
Onun yanında bir süre ilim tahsil etmistir.
Tahsiline Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Avênâ köyünde, onun yanında devam etmistir.
Suriye’nin meshur alimlerinden Seyh Ahmed Haznevi’nin Amud’da
ikamet eden halifesi Molla Abdullatif’in yanında da bir süre tahsil görmüstür.
Orada öğrenimini sürdürürken, gözlerinden ve basından çok rahatsız olmustur.
Bu hastalık neticesinde gözleri okuyamaz hale gelen Seyh Muhammed
memleketine geri dönmek zorunda kalmıstır.
Bu durum on seneden fazla devam etmistir.
Bu sürede ilim tahsilinden uzak kalmıstır.
Bazı ilim dallarında usûlen okunması gereken önemli kitapların bir bölümünü okuyamamıstır.
Aradan geçen bu süreden sonra, birgün misafirliğine gelen bir dervis,
gözleri için bir ilaç verip kullanmasını tavsiye etmistir.
Gece o ilacı kullanınca çok siddetli bir ağrı duyduğunu anlatan Seyh Muhammed, bir ara “gözlerim hiç görmeyecek” hissine vardığını söylemistir. Fakat ortalığın aydınlanmasıyla birlikte gözlerindeki rahatsızlığın iyiye doğru gittiğini fark eden Seyh Muhammed, kullandığı ilacın bir benzerini Mardin’e ısmarlamıstır.
Böylece gözleri eski sağlığına kavusmustur.
Bas ağrısının ise değisik bir hikayesi vardır.
Günün birinde köyüne gelen kervana mensub bir adam, kendi yörelerinde, bu hastalığa “nüzûl” adı verildiğini ve bunu tedavi eden bir hocanın bulunduğunu söylemesi üzerine Seyh Muhammed, etrafındakilerin ısrarı üzerine tedavi olmus ve bas ağrısında farkedilir bir hafifleme hissetmistir.
Harikulade zeka ve hafızası sayesinde ilim tahsiline on sene ara verdiği
halde yarıda bıraktığı öğreniminde herhangi bir eksilme olmamıstır.
Medresede takip edilen metoda göre okuyamadığı kitapların
mukaddimesini veya basından teberrüken bir-iki ders okuyup Seyh Ahmed
Haznevi’nin büyük oğlu Seyh Masum’dan ilim icazeti almıstır.
Fevkalede bir zekaya sahip olmasının diğer bir nisanesi de hocalarının
kendisinden istifade etmis olduklarını çesitli vesilelerle ifade etmeleridir.
Hatta ilmî ıstılahların hocadan alınması gereğinden olmasaydı, hocadan
okumaya ihtiyaç bile hissetmeyecekti.

TASAVVUFI TERBIYESI

Tasavvufî terbiyesini, o yörede meshur olan Seyh Kemal’in yanında
almıstır. Ve seyhin en çok sevdiği üç kisiden biri olmustur.
Bu müddet zarfında seyhinden büyük bir teveccüh görmüstür. Böylece gençliği, ilim ve tasavvufla yoğrulmustur.
Yasıtları, Seyh Muhammed’in bazı geceleri sabahlara kadar zikirle geçirdiğini ifade etmislerdir.
Bundan dolayıdır ki salavat getirirken Peygamber Efendimiz (s.a.v)’i defalarca gördüğünü anlatmıstır.

Seyh Kemal vefat edene kadar onunla birlikte olmus ve kimseye intisap
etmemistir.
Yalnız Seyh Ahmed el-Haznevi’nin meshur teveccühüne mazhar
olduğu, kendisinden rivayet edilmistir.
Ilim tahsili esnasında Seyh Ahmed Haznevi’nin müridleriyle bir süre beraber olmus, fakat ona intisab etmemistir.
Arapkent’te imam iken, oralardan geçen bir kervan kendisine
yanlarında bulunup da okuyamadıkları birkaç risaleden mütesekkil bir kitap
vermislerdi.
Risaleler arasında bulunan Sıbğatullah’ın “el-Mineh” adlı risalesini okuyunca çok etkilenmistir.
Bundan dolayı Naksibendi tarikatının Seyyid Sıbğatullah’tan gelen koluna çok sempati ve istiyak duymustur.
Bundan sonra, kendisine en yakın hissettiği, Naksibendilerden Seyh
Ahmed Haznevi’nin büyük oğlu Seyh Ma’sum’a intisab etmistir.
Seyhine olan bağlılığından dolayı her türlü hizmeti yapmaktan geri durmamıstır. Hatta Seyh Ma’sum’un yanında tasavvufî sülûkuna devam ederken, sıradan bir mürid olmayıp büyük bir alim olmasına rağmen, elleri sisip hiçbir sey tutamayacak hale gelinceye kadar çalısmıstır.
Öyleki Seyh Ma’sum’un Tilmaruf’lu köylüleri, Seyh Muhammed’i tanımadıklarından kendi aralarında “ne güzel hizmetçi” keske Seyh efendi ona ücret verseydi de sürekli hizmet etseydi veya Seyh efendinin darılmayacağını bilsek aramızda onun ücretini karsılayıp burada kalmasını sağlasaydık seklinde fısıldasıyorlardı.

Seyh Muhammed orada geçen bir anısını söyle anlatmaktadır:

“ Birgün cami ve avlusunu temizledikten sonra, avluda beklerken, Seyh Masum’un ‘keske burada birkaç ağaç olsaydı’ sözünü duydum.
Ağaç dikme zamanı olmadığı halde seyhin isaretlerini birer emir olarak telakki ettiğim için, ağaçlardan birkaç dal kesip isaret ettiği yere ektim.
Çevremdeki insanlar benimle alay edip, diktiğim ağaçları söktüler.”

Tasavvufi terbiyesini Seyh Masum’un yanında mükemmel bir sekilde
ve sülûk hususunda güzel örnek olacak sekilde tamamlayıp ondan halifelik
almıstır.

Tarikat hayatı, üstadlarına çok bağlı, sofilerin hurafe ve satahatlarından
uzak bir üslubla devam etmistir.
Naksibendi tarikatının her yönüyle sahânî bir tarikat olduğunu tesbit etmistir.


ILME HIZMETI

Çocukluğu ve gençliğinin büyük bir bölümü ilim tahsili ile geçmistir.
Ilimde, üstün zekası ile emsalleriyle mukayese edilemeyecek bir üstünlük elde
etmistir.
Daha önce belirttiğimiz gibi hastalığından dolayı ilim tahsiline uzun bir müddet ara vermistir.
Tahsil sırasında bile hastalığı dolayısıyla fazla cehd edememesine rağmen emsali az görülür bir ilmi üstünlük elde etmistir.
Arapkent’e döndükten sonra sağlığı elverince ilim tedrisatına tekrar
baslamıstır.
Köy sakinleri su ihtiyaçlarını yağmurdan sonra sarnıçlarda biriken su ile karsılıyorlardı.
Bununla beraber köylüler fakirlik ve yoksulluk içinde idiler.
Bu zor sartlar içersinde elli-altmıs talebeyi sürekli okutmustur.
Köylüler 10’a yakın öğrencinin ihtiyacını karsılarken Seyh Muhammed geri
kalan öğrencilerin tüm ihtiyacını karsılıyordu.
Tüm gelirini talabelere harcıyordu.
Hatta evinde de hiçbir sey kalmayınca köyünde bulunan, her türlü
hizmetini yapan sırdası Hacı Ibrahim’i çağırıp, hiç kimseye anlatmamasını da
tenbih ettikten sonra, çok değerli cübbesini satıp, karsılığında da buğday
almasını istemistir.
Bu sekilde satın alınan buğdayla öğrencilerin eğitimini sürdürmüstür.
Seyh Muhammed’in tedris hayatında buna benzer sayısız
örneklar mevcuttur. Iki hanımı da, öğrencilerin yemeğini ve ekmekleri pisirip
ihtiyaçlarını karsılıyorlardı.
Hatta su sıkıntısından dolayı Arapkent köyünden Mirzabey köyüne gitmek zorunda kalan Seyh Muhammed ve öğrencileri orada da tahsil faaliyetini aksatmadan sürdürmüslerdir.
Bu sekildeki zor sartlar altında birçok büyük alim yetistirmistir.

Bunlardan bazıları sunlardır:

Molla Muhammed Emin Gercüsî,

Molla Nuri Hanikî,

Molla Muhammed Salih el-Ğursî,

Molla Muhammed el-Ğursi,

Molla Hıdır el-Gursî,

Molla Rıdvan,

Molla Nusrettin,

Molla Celal Yıldız (halen Mardin müftüsüdür),

Molla Burhan,

Molla Selahattin,

Molla Hüsnü,

Molla Said,

Molla Serif Eroğlu,

Molla Hasan,

Molla Ramazan,

ve daha nice öğrencileri...

Bu hocaların büyük çoğunluğu Seyh Muhammed’in kendilerine
gösterdiği yolda halen ilim tedrisatına devam etmektedirler.
Seyh Muhammed’in tedris faaliyeti sağlık durumu elverinceye kadar
devam etmistir.

Birçok hastalığa mübtela olunca bedenen yorgun düsmüs ve tedris faaliyetini bırakmak zorunda kalmıstır.


ILMI ÜSTÜNLÜĞÜ

Ilimde büyük bir üstünlük sahibi idi.

Hatta o yörenin alimleri,

“alet ilminin tümü dünyadan kalkmıs olsa Seyh Muhammed onu tekrar icad eder.” demislerdir.

Onun zeki ve basarılı talebeleri diyorlar ki:

“Herhangi bir ders verdiği kitabı ya kitabın müellifi seviyesinde veya daha üstün bir sekilde biliyordu.”

Ders verirken “Ben kâle yekulû” ile uğrasmam.

“Kale yekuluyu” anlatamam diyordu.

Yani onun yanında okuyan talebenin ilmi seviyesinin olması gerekiyordu.
Ibare tercüme etmek yerine nüktelerin ortaya çıkarılması ve kitabın içinde geçen hilafların, alimlerin görüslerinin tahlili, birini tercih diğerini tenkit ederek veya ikisini de reddedip kendi görüsünü ortaya koyarak ders isliyordu.
Derslere hazırlanmadığı halde, çok seviyeli dersler veriyordu.
Eser yazmaya gelince; önceki alimler geleceğe çok seyler bırakmıslardır.
Yalnız “durum ve zaman müsait olmadığından dolayı yazma imkanı bulamadık” diye beyan ediyordu.

Yalnız Keskül’ün “el-kafiye” lafzı üzerindeki leğazını serhetmistir.
Ve onun tarikat terbiyesiyle ilgili bazı sözlerini talebesi Molla Muhammed Salih el-Gursi, es-Sezeratü’l- Muhammediye adı altında toplayıp derlemistir.
Ayrıca Naksibendi tarikatının adabından küçük bir risale ve bazı tavsiyeler ve arapça kasideler yazmıstır.



VERA VE TAKVASI

Takvası ve Allah’tan korkması tarif edilemeyecek sekildedir.
Öyleki bazı zamanlarda yemek yeme istahı olmuyor, uykusuz kalıyordu.
Hatta bazı sohbetlerinde “bizim sevgi, sevgi değildir, bizim korkumuz da korku değildir diyordu.
Çünkü seven sevilenle bulusunca yemeği ve uykuyu unutur.
Allah’tan korkan kisinin de uykusu ve istahı kaçar diyordu.
Bir gün Bismil’de bir müridin evinde büyük bir kalabalık ile irsad için
misafir iken onu talebesi ve halifesi Molla Abdulhalim el-Hêsterekî dısarda
bir arkadasına seyda niçin milleti rahatsız ediyor diye söyler.
Içerde bulunan seyda dısarı çıktığında onu çağırıp Abdulhalim diye seslenmistir. Eskiden beri kalbimden, Allah için olmayan hiçbir hatıra geçmemistir.
Çok hastalıklı olduğundan dolayı bedeni çok zayıf olmasıyla beraber hiçbir zaman camide cemaatla namaz kılmayı terketmemistir.
Camiye giderken bir iki nefes alarak istirahat edip öyle giriyordu.
Aynı sekilde teheccüt namazlarını da terk etmiyordu.
Bir defasında hastalık çok ağır basmıs olup kalkmamayı kalbin
geçirmisti.
Nefsine hitap ederek köyü düsman basarsa ne kadar düsmandan kaçacaksın, yarım saat kaçmayı içinden geçirmisti.
Madem öyleyse niçin Allah’ın hoslanmadığı seylerden yarım saat kaçmayıp Allah’ın rızasına kosmayalım, demistir.
Seyh Ma’sum Nursinî:
“Kime bakarsan onların kalbinde mal-mülk düsüncesi olduğunu görüyorum.
Seyh Muhammed’e baktığımda ise Allah’tan baska kalbinde hiçbir sey yoktur, demistir.
Bazen zikrin etkisinden ve Allah korkusundan dolayı yanıyordu.
Küçük hanımı diyordu ki elbisesini yıkadığında kalbinin üstüne gelen bölümü yanıktı.
Ona elbisene ne yaptın dediğimde, “bana karısma sen anlamazsın” diyordu.


FERASET VE HIKMETI

Derin bir feraset ve hikmet sahibiydi.
Müridlerine baktığında muvazzaf oldukları, evradları yapıp yapmadıklarını veya gevsek davrandıklarını simalarından anlıyordu.
Bu durumları onların yakın arkadaslarına anlatarak dolaylı olarak ikaz ediyordu. Seyh Ma’sum, Nursin’i ziyarete giderken hazır bulunan cemaata;
“kalblerinizi kontrol edin. Seyh Muhammed gelmistir. O kalblerin casusudur” diye uyarıyordu.
Onun hikmetli sözlerini öğrenmek isteyen varsa Sezeratı Muhammediye adlı risalesini okuyabilirler.
Risalesinden birkaç örnek vermekle yeteneceğiz.

“Haram yeme ve kötü insanlarla oturup kalkma, kalbi ifsat eden
seylerin basında gelir."

“Fitne ve insanlar arasındaki geçimsizliğin nedeni kibir ve dünya
sevgisidir.”

“Insanların irsadına kendini adayan, sürekli kendini kusurlu gördüğü
halde irsad esnasında kendi kusurlarını görmeyen kimsedir.”

IRSAD HAYATI

Sağlık durumu tedrisata müsaade etmeyince tedrisatı bırakıp irsada
baslamıstır.
Halk tarafından büyük bir teveccüh gördü.
Özellikle o yörede bulunan hocaların çoğu müridi olmustur.
Müridlerinin çoğu alim olduğundan dolayı bidat ve hurafelerden tarikatı muhafaza etmislerdir.
Bu sebepten çoğu insanların kalbini feth etmistir.
Seyh Muhammed büyük bir kabul görmüstü.
Bu kabülü yaptırdığı bir cami insaatı sırasında müsahade edilmistir.
Batman’da bir cami yapmaya tesebbüs etti.
Cami için hiç kimseden yardım taleb etmedi.
Ve yardım taleb edilmesini yasakladı.
Buna rağmen bu büyük insaat külliyesiyle beraber ilk kazmayı vurup tavana ulasana kadar, halk, zengin-fakir demeden cami insaatında çalısıp ve yardımda yarısarak 17 günde tavana kadar tamamlandı.
Bu insaat bu duruma gelene kadar, sadece 8 yevmiyelik isçi parası verilmistir. Bu vesileyle tarihi bir olay gerçeklesmistir.
Diğer bir örnek ise Bismil-Arabkent arasını bağlayan yolun 6-7 km’lik
bölümün kazma, kürekle, onun talimatıyla 4 günde halk tarafından sose yol
tamamlanmıstır.
Bu ve benzeri hizmetlerin yanında yörede kan davalarının ve arazi
anlasmazlıklarının bir çoğunun barısını sağlamıstır.
Yörede barısmayan nice aileleri barıstırmıstır.
Ve bu durum vefatına kadar devam etmistir.


VEFATI

Hastalığından dolayı tedavi için Ankara’ya gitmisti.
Fakat Ibn Sina hastanesinde Çarsamba günü 1 Nisan 1987’de Hakk’ın rahmetine kavustu..
Cenazesi Ankara’dan Arapkent’e getirildi ve on binlerce kisiden olusan bir
kalabalık tarafından defnedildi.
O gün, cenaze hava limanından alınana kadar Diyarbakır’da trafik durmustu. Yası 76’ idi.
Ama onu görenler hastalığından dolayı 80’den fazla sanıyorlardı.
Iki evli ve her iki hanımının da çocukları olmamıstı.
Birisi dayısının kızı, Seyh Abdurrahman Mirzabek’nin kızıdı,
diğeri de Mir Osman Arabkendi’nin kızıdır.
Kendi dedelerinden Seyhlik yapanı isitilmemistir.
Ancak Seyh Muhammed’i Bagasî’nin türbesi ziyaret edilmektedir.
Ancak seyhlik yapıp yapmadığı hususunda kesin bir bilgi yoktur.

HALIFELERI

12 Halifesi vardır.

1-Yeğeni Said Muhammed Naci, halen Arap kent köyünde ikamet etmektedir.

2-Molla Muhamed Emin’i Gercüsi, halen Batman’da ikamet etmektedir. Bir
süre tedrisatla uğrastıktan sonra sartların müsait olmamasından dolayı tedrisata
ara vermistir.

3-Molla Bekir el-Hasbinasî, Halen Gaziantep’de ikamet etmektedir. Đrsad
faaliyetleri devam etmektedir.

4-Molla Abdulhalim el-Hesterikî, halen Batman’a bağlı Ancülin köyünde
ikamet etmektedir.

5-Molla Nasruddin, halen Van’da ikamet edip hizmet ve irsatla mesguldur.

6-Molla Resat, halen Batman’da ikamet etmektedir.

7-Molla Muhammed su anda Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ikamet etmektedir.
Ilmi hizmet ve tedrisatla mesguldur.

8-Molla Muhammed Salih el-Ğursi, halen Konya’da ikamet etmektedir.
Bugüne kadar birçok öğrenci yetistiren hoca efendi, halen çok sayıda
öğrenciye islami ilimlerde ders vermektedir.
Birçok eseri yayımlanan değerli hocanın, çesitli konularda te’lif ve tahkik çalısmaları devam etmektedir.
Yayınlanmıs bazı eserleri:
1) Faslu’l-Hitab, arapça kaleme alınan bu eser “Sahabe Dönemi” adı altında türkçeye çevrilmistir.

2)el-Icabe

3)es-Sünnetü’n-Nebeviyye hücciyeten ve tedvinen

4)el-Hasiye ala Nuhbeti’l-Fiker

5)Menhecü’l-Kasıd, bu eseri de Nebevi sünnet adıyla tercüme edilmistir

6)el-Fikrü’l-Islami inda’l-Imam Veliyullah ed-Dehlevi, bu eser Imam Dehlevi’nin
Yenilikçi Düsüncesi adı altında tercüme edilmistir.

9-Molla Ahmed Halilî, halen Diyarbakır’ın Çınar ilçesinin Ömera köyünde
imam olarak görevini sürdürmektedir.

10-Molla Sabri, Batman’ın Kozluk ilçesinde ikamet etmektedir. Yakın zaman
kadar tedrisatla mesgul idi. Hastalığı nedeniyle bırakmak zorunda kaldı. Su an
yatalak haldedir.

11-Molla Rıdvan, halen Mardin’in Kızıltepe ilçesinin Selağ köyünde ilim
tedrisatıyla mesguldür.

12-Molla Ibrahim Kerhi, Dıyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Üçtepe köyünde
ikamet etmektedir.

Alim ve muttaki olan bu insanlardan Allah razı olsun. Allah’u Teala
hepsine sağlıklı ve bereketli bir hayat ve uzun ömürler versin.


KERAMETLERINDEN BIR ÖRNEK

Seyh Muhammed, kasım aylarının soğuk günlerinden birinde, hac
yolculuğu sırasında, Kızıltepe’de halifesi Molla Salih’in babası Molla Ahmed
el-Ğursi’nin evine misafir olmustu.
Evi o sıralarda satın aldığından, sobayı henüz kuramayan Molla Ahmed, Seyh Efendi evine misafir olduktan sonra sobayı kurar.
Seyh Muhammed misafir kaldığı müddet içerinde soba gayet
güzel bir sekilde tutusur ve yanar.
Seyh Efendi ayrıldıktan sonra ortalığı duman kaplar soba yanmaz.
Hayrete düsen Molla Ahmed, oğlu Besir’e dama çıkıp bacaya bakmasını ister. Dama çıkan Besir, henüz yeni olan evin baca
deliğinin açılmadığını görünce hayret içersinde durumu babasına anlatır.
Baba, çocuklar ve misafirler olaya bizzat tanık olmak için dama çıktıklarında aynı manzarayla karsılasırlar ve tamamen kapalı olan bacayı açarlar.
Molla Ahmed sobanın, Seyh Muhammed’in himmetiyle yandığını anlar ve bunu defalarca anlatır.
Molla Salih Efendi, bizzat kendisinin dama çıkıp baca deliğinin üzerinde bir karıs toprak bulunduğunu ve toprağın altında ayrıca teneke ile kapatıldığına bizzat sahit olduğunu ifade etmistir.


SEFKAT VE CÖMERTLIĞI

Insanlara, hatta hayvanlara karsı son derece sefkatli idi.
Yanına gelen misafirlerin durumunu sorar, fakir bildiği insanlara
imkanları ölçüsünde yardım ederdi.
Gelen-giden misafirleri için bizzat minübüs soförleri ile pazarlık yapardı.
Fazla ücret aldıklarında, onu tekrar alıp memnun olmadığını ifade ediyordu. Fakirlerin ve özellikle öğrencilerin yol parasını kendisi veriyordu.
Gelecek misafirlerini çok kıt imkanlarına rağmen en güzel sekilde ağırlamaya gayret sarf ediyordu.
Hayvanların yem ve barınma durumlarını takib ediyordu.
Hatta hayvanların su ihtiyacı için kendisi kazma ve kürekle küçük göletler yapıyor ve hayvanların su içmesini sağlıyordu.
Kendi ifadesiyle;

“kurtulusu hiçbir amelimde görmüyorum”,

“arkadaslarıma yaptığım hizmetleri hiçbir minnetini kalbimde geçirmiyorum”,

“keske onlar lehimize ve aleyhimize olmasalar bize yeterli olur” diyordu.
Ve sunu ekliyordu:

“Ancak evlatlarına sefkatli davranıp tehlikelerden koruyan bir
anne gibi, sefkatimiz ve onlara samimi nasihatımız hariç.
Biz, bunların kurtulusumuza sebeb olacağını düsünüyor ve arkadaslara bununla minnetediyoruz. Hatta onların aleyhlerine delil olacağından korkuyoruz”.

Not: Ebu-Zer diye birisi yazmış. Sanırım bizim foruma da üye. Bu bilgileri onaylarsa memnun oluruz.
Resim HAYAT; İMAN VE CİHAD!
ResimResimResim
Kullanıcı avatarı
Ebu Huzeyfe
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 13194
Kayıt: 15:14 27-Ağustos-2004
Konum: İstanbul

Sonraki

İslam Önderleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir