Öncelikle:
Şimdiki zamanda,insanın kendisini farklı görmesi,onu,Aysun Kayacı'laştırır.BU yüzden,kendimizi,sıradan ve her hangi bir insandan ve özellikle her hangi bir müslümandan farklı görülmeyi istemediğimi söyleyerek: Söze bşlayalım.
Kendimizi çocuk sanırken,baba'm,geldi,"Gel buraya seni evlendiriyoruz" dedi.Gittik evlendik...Kendimizi yeni evli sanırken,bir gün Siyasi Şube'de yaşımızı sordular...Bir baktık ki,34 olmuşuz..Kendimizi yolun yarısında görürken bir mekteb arkadaşımızın Ankara'da tayin işi ile uğraşıyorduk...Ulaşmaya çalıştığımız makam için 50 yaşı geçmemiş olmak şartını görünce,döndük kendimize baktık ki...Tam da sınırdayız...Şimdi,aradan geçti dört sene...Böylece,şimdi bakıyoruz ki,55'e doğru gidiyoruz...Kavlimiz,70 olmak...Hesaba göre,kaldı geriye 15 sene...Hesapta bir yanlışlık varsa,düzeltilirse,seviniriz...Tabii,bunu yapabilmek için,kavlimiz üstüne konuşmayı göze almanız gerekecek.
Ebu Huzeyfe...Nereden çıktı,bu tanıma hikayesi?
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi,Mezunlar yıllığında,hakkımızda şöyle yazmışlar..."Nev'i şahsına münhasır sözü,sanki,Aydın Aydın için söylenmiştir."..Arkadaşlarımız öyle demişler....Ayırmak için değil...Nev'i şahsına münhasır sözüne alan bulmak için...Yani,bakın böyle bir deyim vardır ve bu deyim boşuna söylenmemiştir,dyebilmek için...Hoş,herkes,nev'i şahsına münhasırdır,ama...Demekki,bazı kişiler,kendisine bakmak yerine başkalarına bakıyorlar ve kendisini başka göreceğine,karşısındakini başka görüyor ve ona "nev'i şahsına münhasır" diyor...Halbuki,iki benzememek konusunda herkes eşittir...Yani,ben sana benzemiyorsam,bu demektir ki,sen de bana benzemiyorsun...Al birini vur ötekine...Ama..İnsan bu,su misali akar ya...Bir yanda akan benim de,sanki,öbür yanda sakarya...Baksana,sakarya başka...Hah işte..Bak ki,başka...Söz içinde nasıl da anlaşılıyor.
Ya-hu Ebu Huzeyfe...Daha,hayat hikayemi yazmaya başlamadım....Önümde daha onbeş sene var....İleride yazacağım.
Herkeslere selamlar.