EYLEM OLAN BAŞI ÖRTMEK Mİ YOKSA AÇMAK MI?

Anket yapmak için buradaki bölümü kullanacağınızı biliyorsunuz da anket tekniğini biliyormusunuz ? Buyrun bakalım o zaman.

EYLEM OLAN BAŞI ÖRTMEK Mİ YOKSA AÇMAK MI?

Başka yerleri açmak gibi başını açmak da eylemdir.
10
45%
Başka yerlerine elbise giymek gibi başına giysi giymek de bir eylemdir.
4
18%
Giyinmek eylem giyinmemek eylem değildir.
8
36%
 
Toplam oy : 22

EYLEM OLAN BAŞI ÖRTMEK Mİ YOKSA AÇMAK MI?

İleti baba » 01:10 03-Ocak-2008

EYLEM OLAN BAŞI ÖRTMEK Mİ YOKSA AÇMAK MI?

Anacığım köylü kadını idi.Gündelik hayatta beyaz tülbendi ile olurdu. Komşuya giderken, üzerine “atkı” alırdı. O atkıya kim atkı demiş, bilmezdi, ama adına “atkı” denirdi.İlçemize (Gümüşhane-Kelkit) indiğinde “çar” denilen alacalı bir çarşafa bürünürdü.Bu kıyafet de uzak mesafeler için günlük giysi idi.Bu uzak mesafeye yolculuk bir özellik ve resmiyet taşıyorsa bu sefer iki parçadan oluşan “çarşaf” veya tek parçadan oluşan “ihram” adlı giysileri giyerdi.Çarşaf siyah ve biraz ipeksi,ihram ise mor ve kalın dokuma bir kumaştan idi. Çocukluk hayalime göre “İhram”ı “Büyük Kadınlar” giyerdi.Bu yüzden anacığım ihramlı iken gözüme bir başka büyük gelirdi. Köyümüzde kadın giyim kuşamı bazı eksiklik ve fazlalıklarına rağmen, şimdi de “anam gibi” devam etmektedir.

Anacığım, bize bakmak için “şehir”e geldi. Yine beyaz tülbendi ile yaşadı. Sokağa ve sokak ötesine iki parçalı “çarşaf”ı ile çıktı. Başka bir giysiyle onu gören olmadı. Bundan yirmi yıl kadar önce de aynı kıyafet ile “sağlık ocağı”na giderken Trafik Kazası ile hayata veda edip, ebediyete intikal etti. Yüce Allah’ım anacığıma rahmet eylesin. Âmin.

DÜŞÜNÜYORUM DA?!....

Anacığım hayatında “eylemli” hiçbir işe kalkışmadı.Ama,şimdiki zamanda yaşamış olsaydı,burada yaşadığı her gün,her saat,her adım bir “eylem” sayılacak,sayılmaya çalışılacak…”Eylem Sorumluluğu” da anacığımın üzerinde kalacaktı.Bunu nereden biliyorum?...Çünkü,anam öldü ama hayat devam ediyor.Anacığımın kızları var,torunları var.
Evet,şimdi aklıma geldi,anacığımın bir eylemi olmuştu….Küçük kız kardeşim burada,şehirde ilkokula başladı.Ancak,anacığım,onu,ilkokul dördüncü sınıfta iken onu okula göndermedi.Sebebi de “Abu yavrum çok gelişti.Bu haliynen onu mektebe mi göndereceğim.De get sen de” demesi oldu.Molla Baba’m da ona uydu ve kız kardeşim böylece devam ettiği okuldan alınmış oldu.Anacığımın bu hareketi bir “eylem” olduğu halde,şükür ki başına bir hal gelmedi.

Ama,şimdi,anacığımın torunları kızlarımızı okutabilmek için çırpınıyoruz.Anacığımın,bir söz ile “Abu yavrum çok gelişti.Bu haliynen onu mektebe mi göndereceğim.De get sen de!” diyerek bitirdiği işi biz uzattıkça uzatıyoruz.Çocuklarımızı okutmak için çırpındıkça çırpınıyoruz.Başımıza gelmedik kalmıyor.Çocuklarımız,nineleri gibi çarşaflı ya da ihramlı da değil,başlarındaki Vakko ya da bir başka marka eşarptan dolayı “eylemci” sayılıyor. İnsan sormadan edemiyor:…Az kumaş kullanıldığı için mi yoksa çok kumaş kullanıldığı için mi,bunlar oluyor?

Kumaşın az kullanıldığını düşünsek,önümüzde hiç kumaş kullanmayan kızlar çıkıyor. Bu kızlar “eylemci” olmuyor da ,bizim kızlar niye eylemci oluyor sorusu cevapsız kalıyor.Çok kumaş kullanıldığını düşündüğümüzde de çar,çarşaf ve ihram kullanan ninelerimiz örneği var.Bu sefer de “nineler” değil de niye bizim kızlar? Sorusu soruluyor…”Eylemcilik” hep bize ve kızlarımıza kalıyor.

Tuhaf değil mi?...Anacığım,kızını okuldan aldı eylemci olmadı,ben okutmak istedim,eylemci oldum…Anacağımın kızı çar-çarşaf giyer eylemci değil,benim kızım “marka” bir eşarp kullanıyor diye eylemci oluyor.Çünkü,benim kızım evinin bahçesinde değil “okul yolunda” da o yüzden eylemci oluyor.Okul yolu eylem yoludur.Bu yol açıkların ve saçıkların yoludur.

EYLEM İŞİN NERESİNDE?

Pir Sultan demiş ya…”Telli sazdır bunun adı/Şeytan bunun neresinde” diye…O bir şair ve karşısındakiler de “insan” olduğu için bir çırpıda deyivermiş.Dediği anlaşıldığı için de sözü bu günlere kadar gelivermiş…Gelin görün ki,şimdi işler çok çetin…Çünkü,”Türban” diye bir şey “icad” oldu…Meydan namertlere kaldı…Eskiden, Mert dayanır, namert kaçardı. Şimdi, namert dayanıyor mertler kaçıyor. Çünkü,olay “kadın” ile ilgili…Kadın ise “namus” demek.”Namuslu namusundan korkar,namussuz da sanır herkes ondan korkar!” misali,mert kaçıyor namert dayanıyor…”Başını örtüyorsun” diye bir eylem dayatmaya kalkıyorlar.Halbuki,”Başını örten” diye kimse yok bizde…Olursa eğer,”Başını açan” olacak.O zaman içimizden bir “eylemci” çıkmış olacak.Bizde “bugün” böyle,Türkiye’de ise “dün” böyle idi.Hakikat bu,ama,sanki,tüm Türkiye taa ezelden beridir “başı açık” imiş de “baş örtmek” diye bir “eylem” ortaya çıkmış gibi “eylem bastıran” dayatmalar yapılıyor.Baskı ve terör estiriliyor.

Dama çıkma baş açık/Arpalar kara kılçık/Eğer beni seversen/ Al bohçanı yola çık… diye ünleyen Halk Türküsü, bunlara göre “Başını ört de çık!” diyormuş…Bre ahmaklar,orda burda açık olan damda da açık olsa ne yazar? Kadınlarımız örtülü ki,”açmaması” isteniyor.Delikanlı adam,sevdiceğine “aç da çık” der mi? Delikanlı dediğin “Mah yüzüne bir nikab çek ben yandım el yanmasın” der….Der de kendisi yanar,kendi yandığına “el yanmasın” diye diye…Sevdiceğimizin saçı ya da kılları yoktur.Varsa varsa “zülfü” vardır.O da Edebiyat’da Zülfi’ye dokunur,delikanlı dünyasında da zülf-ü yare dokunur.…Zülfü bundan yel olur “saf gelin” hikayeleri yazar,Yar ise Kerem olur,Aslı’sı için yanar.

Ama,anlamazlar ki…Anlatamazsın ki….Pir Sultan o zaman “Piir” olmuş,Sultan olmuş, Abdal olmuş..Şimdiki zamanda olsaydı “Top zülüfler düşmüş ala yüzüne/Kudret kalemini çekmiş gözüne” diye söyleseydi,Şampuan ve Boya,kalem,rim ve rimel markalarının tazyiki ile onu değil “Piir” yapmak,değil onu Sultan bilmek değil onu Abdal deyü yere göğe sığdıramamak “pire” kadar bile değer verilmesine müsaade etmezlerdi.”İyi ki,anacığım da Pir Sultan Abdal da bu günleri görmeden gittiler.” Mi diyelim?

GELELİM SADEDE:

Yukarıda birkaç başlık açtık.Güya diyeceklerimizi demiş olacaktık,ama,söz geldi nereye… Halbuki,bendeniz başka sözler diyecektim.Sözde, “Başı örtme” diye Türkçe’de bir kelime olmadığını söyleyecektim…Yine,Müslümanlıkta “Başörtme” diye bir “sevap” olmadığını da söyleyecektim…Şimdi,başlarını örttükleri için cenneti kendilerinde garanti görenlerin,zina etmedikleri için cenneti garanti görenler kadar ancak düşünebildiklerini söylemeye çalışacaktım.

Eylem olan hırsızlık yapmaktır.Eylem olan zina etmektir.Eylem olan vatan haini olmaktır. Eylem olan kadınların başını veya başka avret yerlerini açmasıdır. Eylem olan insanların sokaklarda çıplak gezmesidir. Giyinik olmak eylem değildir. Giyinik olmak sevap değildir.Giyinik olmamak, çıplak olmak eylemdir ve günahtır.Bunları diyecektim.Açık açık anlatacaktım. Kimse, ”Günah işlememek de sevap değil mi?” diye sormaya kalkmasın.Çünkü,bu kural sadece sana değil,herkes için geçerli…Üstelik,yapılmayan işten sevap kazanmak istiyorsan, önce yapmaya niyet edeceksin, sonra vaz geçeceksin..Yani,önce “açık olma”ya niyet edip, sonra geriye dönerek şükür ile birlikte tevbe edeceksin…Aksi halde,işlemediğimiz günahların çetelesi kimse tarafından tutuluyor değildir diye de bağıracaktım.

Anacığım,giydiği hiçbir giysiden dolayı “sevap” işlediğini düşünmeden ve böyle bir şey beklemeden öldü. Üstündeki harici giysilerden birisi eksik olarak insan içine çıkmadı. Çünkü, bu “açıklık” anlamına geliyordu ve “açık olmak” bir günah idi.Elbise giymek diye bir sevap yoksa da,elbise giymeden veya eksik elbiseler giyerek insan içine çıkmanın günah olduğunu bildiğinden,O,elbise ve giyim kuşam konusunda günah işlemeden yaşadı.. “Elbise duruş, para yürüyüş öğretir” derdi.Derdi ama,buna “din” demezdi. Elbise, insana duruş vermeli ve günahtan da korumalı…Korunan elbise değil,insan olmalı.

Aklına bu yüzden hiç gelmedi, elbise yüzünden insanlara kıyılacağı…Elbise olarak giydiklerinin bazı yerlerini örtüyor diye “takıntı” olduğunun iddia edilebileceğini ve bu “takıntı”nın da bir “eylem” ve “kalkışma” sayılacağını ona kim anlatabilirdi?

Köyden, kente göç olgusunu işleyen sinema filmlerinde, kadınların açılmaları gerektiği ve nasıl açılacakları anlatılıyordu ama,anacığım sinemaya da gitmedi ki…Bu yüzden,”Baş açmak kursları” anlamına gelecek bu filmleri bizim çocuklar izlemek zorunda kaldılar.

Anacığım, meğer, ne güzel yaşamış… Bir köylü kadını olarak,kimseden alamadığım dersleri ondan almışım. Hocalarımızın, Anayasa Profesörlerimizin, Rektörlerimizin, Dekanlarımızın ve Dekaniçelerimizin öğretemediklerini,bir köylü kadını olarak bize bir bir öğretmiş.

Hani,”Benim anam da başörtülü” diyen yasakçı yöneticilerimiz var ya…Onlar da dönsün analarına baksınlar….Anaları,başlarında örtü mü taşıyorlar yoksa başka bir şey mi? Eğer “örtü” taşıyorlarsa boşuna ona o yükü taşıtmayın…Yok eğer, “Açık olmayan bir anne” görüyorsanız,acırım ananıza: Anama ağlar gibi….Sizin cehenneminizden kurtulması için de dua ederim.

Yazıyı,beceremediğimin farkındayım.Ustasına,bütün söylediklerim ve söyleyeceklerim helaldir.Buyursun,yazsın.
En son baba tarafından, 12:15 03-Ocak-2008 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 değişiklik yapıldı.
Gittiğinde eksikliğin bilinsin!

.........

http://www.blogcu.com/temkur
Kullanıcı avatarı
baba
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 4173
Kayıt: 20:16 01-Eylül-2004
Konum: Türkiye

İleti abdullah » 01:56 03-Ocak-2008

Rabbim Hürmete layık Annemizin makamını Cennet eylesin, Rabbim onu sevdikleriyle Cennetinde peygamberin ve aziz saliha hanımların yanında eylesin Hz. Hacere, Hz. Meryeme, Hz. Fatımaya, Konu, Komşu kılsın Tek Rabbimiz Allah Annenizi...
Elbet bizde gidecez, kazık çakacak değiliz ya dünayaya. Bizimde gideceğimiz yer elbette ki orası. Maksat sadece Tek Rabbe adam gibi kul olabilmek.


Baba abi seni anlamak zor diycem amma. aslında zor değil söylekine, Anadolunun orta yaş üstü (Pardon yani seni yaşlı göstermek istediğim den deil.) insanların genel tutumu böyle olduğundan ehhh anlamayı istemesemde yabancısı değilim, zalimin altında inim inlemekte maarifet değil ki... yanlışmıyım amma. Hem öyle Hemide Zulumun altında inim inliyorsunuz/inliyoruz (bide kutsama çıktı) abi, yetmez mi. Hem sabır Tahammül değil ki. Sabır aNamerdin karşısında helalini mertce bu benim diye bilmek değilmi ama tahammül değil değilmi.


Saygı Selam ve Dua İle.
(ª¿ª)@>->-

____________________________________________________
abdullah ; memberlist.php?mode=viewprofile&u=23
ve
eba computer ; memberlist.php?mode=viewprofile&u=2948
Aynı kişilerdir.
Kullanıcı avatarı
abdullah
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 201
Kayıt: 20:36 29-Ağustos-2004
Konum: Türkiye

İleti baba » 06:31 03-Ocak-2008

abdullah yazdı:Rabbim Hürmete layık Annemizin makamını Cennet eylesin, Rabbim onu sevdikleriyle Cennetinde peygamberin ve aziz saliha hanımların yanında eylesin Hz. Hacere, Hz. Meryeme, Hz. Fatımaya, Konu, Komşu kılsın Tek Rabbimiz Allah Annenizi...
Elbet bizde gidecez, kazık çakacak değiliz ya dünayaya. Bizimde gideceğimiz yer elbette ki orası. Maksat sadece Tek Rabbe adam gibi kul olabilmek.


Baba abi seni anlamak zor diycem amma. aslında zor değil söylekine, Anadolunun orta yaş üstü (Pardon yani seni yaşlı göstermek istediğim den deil.) insanların genel tutumu böyle olduğundan ehhh anlamayı istemesemde yabancısı değilim, zalimin altında inim inlemekte maarifet değil ki... yanlışmıyım amma. Hem öyle Hemide Zulumun altında inim inliyorsunuz/inliyoruz (bide kutsama çıktı) abi, yetmez mi. Hem sabır Tahammül değil ki. Sabır aNamerdin karşısında helalini mertce bu benim diye bilmek değilmi ama tahammül değil değilmi.


Saygı Selam ve Dua İle.


1-Bir de o zalimlerin yerine koy kendini..."Sabır" karşısında nasıl inim inim inliyorlar."Giderim!...." diyerek "kaçacak yer" aramaya başladılar.

2-"Farz" oan sadece "Açık olmamak" değil ki....O zalimlerin canını,malını,ırz ve namusunu mübarek bilmek de "Farz" ve üstelik,bunların ihlali insanı sadece "günahkar" da etmez.

Bak ne güzel demiş atalarımız.:...."Namuslu namusundan korkar,namussuz sanır herkes ondan korkar..."

Millet "namus"unun derdinde,yoksa,memlekette üç-beş tane köpeğin etinin kilosunun kaç para ettiği kimsenin umurunda değil....

Herkeslere selamlar.
Gittiğinde eksikliğin bilinsin!

.........

http://www.blogcu.com/temkur
Kullanıcı avatarı
baba
Misakonline Yönetim Kurulu
Misakonline Yönetim Kurulu
 
İleti: 4173
Kayıt: 20:16 01-Eylül-2004
Konum: Türkiye

Re: EYLEM OLAN BAŞI ÖRTMEK Mİ YOKSA AÇMAK MI?

İleti tÜrkÜ » 18:21 14-Nisan-2008

iyi de babacıgım :gul:
anacıgının uygulamasını begenmemiş olmalısın ki, kızlarını okutmayı tercih etmişsin :bsl:
-ne yani okumasınlar mıydı? denilemez dogru
ama iki dönem farkını/getirilerini/ihtiyaçlarını da bir kefeye koyamazsın gibi..
bunu izahatı başkaca olsa gerek
kuşak/dönem yolları ayrışanlardır kesişenler degil ya hu..

eski bir yazı, iç döküş gibim bişey olmuş okudum takıldım iyi mi? :bye:
Kullanıcı avatarı
tÜrkÜ
Kayıtlı Üye
Kayıtlı Üye
 
İleti: 345
Kayıt: 02:21 14-Ocak-2007
Konum: Türkiye


Anketler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir